TAKİP ET

‘Ümmetim Hakkında Korktuklarım’ kitabından

Işık Yayınları Dr. Ali Ünsal’ın hazırladığı 265 sayfalık “Ümmetim Hakkında Korktuklarım” kitabını yayımladı. Adından da anlaşılacağı üzere kitapta Efendimiz’in (sas) ümmetinin maruz kalmasından korktuğu bir kısım yanlışlar sıralanarak bizim de aynı yanlışlara düşmememiz için önemli uyarılarda bulunulmaktadır.

Efendimiz’in, “ümmetim hakkında korktuklarım” diyerek haber verdiği bu yanlışlardan biri de ümmetin dilini hayırda kullanmaması, şerre alet eder duruma düşmesi konusu olmaktadır. Birlikte okuyoruz Peygamberimiz’in korktuğu dilini yanlışta kullanmaktan kaçınma uyarılarının özetlerini.

***

Sahabeden Süfyan bin Abdullah Sakafi, Efendimiz (sas) Hazretleri’ne sorduğu bir sorusunda der ki:

-Ya Resulellah bana öyle bir amel haber ver ki, ona sarılıp yapınca bir daha bırakmayıp kurtulayım!

Efendimiz buyurur ki: Rabb’im Allah de, sonra istikametinden ayrılma, dosdoğru yoluna devam et. Bu istikameti koruma dikkat ve hassasiyeti sana yeter!

Bir soru daha sorar bu sahabe: Benim hakkımda en çok neden endişe edersiniz? Beni en çok ne tehlikeye atar, der. Mübarek eliyle dilini tutan Efendimiz (sas) Hazretleri buyurur ki: Senin hakkında en çok korktuğum işte şu dilindir! Hep hayra kullanman mümkün olan dilini şerde kullanarak hakkında şerre çevirmenden korkarım! Diline dikkat et!

Evet, Efendimiz (sas) Hazretleri’nin ashabından bir şahıs hakkında korktuğunun dili olduğunu söylerken, bütün ümmeti adına da bu endişeyi taşıdığı açıktır. Zira bir başka hadislerinde de “Kim bana iki çene arasındaki dili ile, apış arasını haramdan korumaya söz verir, kefil olursa, ben de ona cennete girmesi konusunda söz verir, kefil olurum!” buyurmuştur. Demek ki insan, dilini kendisini cennete götürecek şekilde kullanıp ebedi hayatını kurtarabileceği gibi, cehenneme götürecek şekilde de kullanıp ebedi hayatını karartabilir de. Dilin kendisi küçük ancak sebep olacağı sonuç çok büyüktür. Bundan dolayı bir hadislerinde buyurdular ki: “Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse ya doğru söylesin ya da sükut eylesin!” Ancak her doğruyu her yerde söylemek de doğru olmaz tabii.

Nitekim bir kardeşinin bildiği bir ayıbını, kusurunu ifşa edip ilan etmek de doğru olmaz. Çünkü o ayıp ve kusurdan dönmeyi zorlaştırır bu ilan ve ifşa etmek. Hatta tövbe edip vazgeçtiği halde insanlar bilmezler de ısrar ediyor sanarak suizanda bulunmaya devam ederler o kimse için. Buna da kusurları ilan ve ifşa edenler sebep olmuş olurlar.

Bundan dolayı Aleyhissalat-ü vesselam Efendimiz buyurmuş ki: Her kim mü’minlerin ayıplarını ilan etmek için araştırıp ifşa ederse, Allah da onun ayıplarını ifşaya müstahak görür. Bu konuda ashabına önemli uyarıda bulunan Efendimiz (sas) Hazretleri, o kadar hassas davranmış ki:

-Bana ashabımın kusurlarını kimse taşımasın. Zira ben size karşı içimde üzücü duygu taşıyarak çıkmak istemiyorum!

Dilini gıybet ve kardeşleri aleyhine konuşmaktan alıkoymayan kimselerin mahşerdeki feci akıbetlerini de haber veren Efendimiz, gıybetçilerin korkunç sonlarını şöyle haber vermiştir ümmetine:

-Mirac gecesinde bakırdan tırnakları olan insanlar topluluğu gördüm. Bunlar bakır tırnaklarıyla yüzlerini, göğüslerini tırmalıyorlardı. ‘Ey Cebrail, bunlar kimlerdir?’ diye sordum?.. ‘Bunlar insanların aleyhlerinde konuşarak şeref ve haysiyetlerini ayaklar altına alan gıybetçilerdir.’ cevabını verdi.

Dili gıybette kullanmanın böylesine korkunç sonuçlar verdiğinden dolayı deniyor ki:

-Kim bir din kardeşinin gıybetini yapanlara karşı uyarıda bulunur da onun gıybetine engel olursa, Allah da onun cehenneme gitmesine engel olur, korumaya layık görür. Kim de bir din kardeşinin gıybetine engel olmaz da teşvikte bulunursa, Allah da onun cehenneme doğru götürülmesine engel olmaz, layık olduğu yere götürülür, buyurur.

Demek herkes dünyada dilini nasıl kullanıyorsa ona göre muamele görür ahirette. Peygamberimiz’in korktuğu da, ümmetinin dilini kardeşleri aleyhinde kullanmadan çekinmemesi hali olsa gerektir.

02.03.2015 20:39