TAKİP ET

AfD üçüncülüğe yükseldi, tedirginlik had safhada

İslam karşıtı söylemleriyle öne çıkan popülist sağ parti AfD’nin Almanya’nın en güçlü üçüncü parti haline gelmesi özellikle güvenlik ve ekonomi çevrelerini kaygılandırıyor. Federal Suç Dairesi (BKA), AfD yüzünden NSU gibi yabancı düşmanı terörist örgütlerin oluşmasına yarayacak bir zeminin oluştuğuna dikkat çekiyor. Ekonomistler ise doğu şehirlerinde AfD lehine bir oy patlaması yaşandığı takdirde bunun faturasının ağır olacağı uyarısında bulunuyor.

Popülist sağ parti Almanya İçin Alternatif (AfD) son araştırmalara göre Yeşiller’i de geçerek ülkenin en güçlü üçüncü parti konumuna yükseldi. Bu yükseliş, güvenlik çevrelerinden ekonomi çevrelerine kadar geniş bir yelpazede endişe ile takip ediliyor. Güvenlik çevreleri çeşitlilik arz eden Almanya nüfusu karşısında hassas bir döneme girildiğine işaret ederken, ekonomi çevreleri de Almanya’nın dünya çapındaki itibarının düşecek olmasından korkuyor.

AfD IRKÇI AKIMLARA MEŞRUİYET SAHASI AÇIYOR

AfD’nin yükselişinin toplumsal boyutuna dikkat çekenlerin başında Federal Suç Dairesi (BKA) Başkanı Holger Münch geliyor. Münch’e göre AfD aşırı sağ ırkçı akımları teşvik ediyor ve Alman toplumunda yabancı düşmanlığının meşru görülmesine yol açıyor. Bu ırkçı akımlar bu ortamda özellikle sosyal medyada kışkırtıcılıklarına meşruiyet süsü vererek devam ediyorlar ve radikal düşüncelere sahip olmalarına rağmen bu düşüncelerini rahatlıkla paylaşabilecek bir hareket alanı bulabiliyorlar. Münch, bunu tehlikeli bir gelişme olarak değerlendiriyor ve bu rahatlık sonucunda mülteci yurtlarına gerçekleştirilen saldırıların sayısının geçen yıla göre daha fazla olacağından korkuyor.

NSU GİBİ TERÖRİST GRUPLAR OLUŞABİLİR

BKA başkanını asıl korkutucu bulduğu gelişme ise haklarında soruşturma açılanların dörtte üçünün daha önce aşırılık yanlısı olarak kayıtlarda görülmemesi. Münch, siyasi saiklerle suç işleyenler arasında yeni yetişmekte olan bir grubun söz konusu olduğunu söylüyor ve buna örnek olarak yeni gözlemlemeye başladıkları yerel ağları gösteriyor. Bu ağa mensup olanlara bir araya gelerek mülteci yurtlarına saldırı için plan yapıyorlar. Münch, bunların arasından terörist grupların bile çıkabileceği öngörüsünde bulunuyor ve şu uyarıda bulunuyor. “Böyle bir şey vuku bulursa, bu NSU’da olduğu gibi bir gelişmenin ilk evresi olur.”

Münch’ün aktardığına göre Federal Savcılık ile polis bu ihtimalden yola çıkarak bir strateji takip ediyor ve terörist yapılara dair ilk işaretler ortaya çıktığında derhal müdahale ediyor. Oldschool Society adlı mülteci yurtlarına saldırı planlayan Neonazi grup geçen yılın mayıs ayında bu stratejinin bir eseri olarak ortadan kaldırılmış.

AfD’Yİ SEÇEN DOĞU EYALETLERİ FATURAYI AĞIR ÖDER

Ancak bütün bunlar mültecilere karşı girişilen saldırıları engellemeye yetmiyor. Bundan en çok rahatsızlık duyan çevrelerin başında ekonomistler geliyor. Almanya’nın önde gelen ekonomi uzmanları AfD’nin aldığı başarılar karşısında ekonominin ciddi bir darbe alacağına inanıyor. Alman Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü (DIW) Başkanı Marcel Fratzscher, artan siyasi aşırılığın ve AfD’nin yükselişinin yabancı düşmanlığını daha da körüklemesi halinde bundan ekonominin zarar göreceğini söylüyor. Fratzscher, “Özellikle ekonomisi zayıf olan doğu şehirleri yabancı iş gücüne muhtaç olan şirketlerin yatırımlarına bağımlı oldukları için sağ oylarda patlama ve yabancı düşmanı popülizmin bedelini ağır ödeyecekler.” diyor. DIW Başkanı, bir ekonominin ancak açık olduğunda başarılı olabileceğini ve refahı garanti altına alabileceğini dile getiriyor.

ALMANYA’NIN EN GÜÇLÜ ÜÇÜNCÜ PARTİSİ OLDULAR

Ne var ki araştırmalarda ortaya çıkan rakamlar ekonomistleri sevindirecek mahiyette değil. Emnid araştırma kuruluşunun son araştırmasına göre AfD yüzde 12’lik bir oy kapasitesi ile Yeşiller’i geçmiş durumda. Ankete göre Almanların yüzde 34’ü Birlik partilerini (CDU/CSU), yüzde 23’ü SPD’yi ve yüzde 12’si AfD’yi seçmeyi düşünüyor. Yeşiller ise yüzde birlik oy kaybıyla yüzde 11’e gerilemiş durumda. Infratest dimap ve Insa/YouGov gibi araştırma şirketleri de AfD için aynı öngörüde bulunuyor.

AfD’nin bu yükselişinde en büyük etken olarak Başbakan Angela Merkel’in mülteci politikası gösteriliyor.  Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere ise bu suçlamayı reddediyor. D e Maziere’e göre popülist sağ partiler Avrupa’nın her yerinde yükselişte ve Almanya uzun bir süre bu ülkeler arasında bir istisna olmuştu. Bakan, asıl sebebin küreselleşme ve moderniteye karşı hissedilen hoşnutsuzluk olduğunu söylüyor. ESAT SEMİZ BERLİN

04.09.2016 20:00