TAKİP ET
Yaşar Yeşilyurt

Yaşar Yeşilyurt

Abone kampanyasında sıkça sorulan sorular

Zaman Almanya abone kampanyası bütün hızıyla devam ediyor. Binlerce insan büyük bir azimle, zorluklara göğüs gererek gayret ediyor.

Abone sayısına katkıda bulunabilmek, adeta “bayrak“ gibi gördüğü bu gazeteyi gönderde bir miktar daha yukarı çıkarabilmek için her gün binlerce telefon görüşmesi, binlerce ziyaret gerçekleşiyor. Bu öyle geçici bir heves filan değil, son derece bilinçli, kararlı insanlar tarafından 25 yıldır her sene aşkla, şevkle tekrar ediyor.

Zaman gazetesinin on yıllardır, var olduğu bütün ülkelerde ortaya koyabildiği modelin bir benzeri dünyada var mıdır doğrusu bilmiyorum.  Fiilen yaşanmış olmasa inanılması oldukça zor bir model bu. Düşünsenize, yüz binlerce insan, onlarca yıldır, neticede ticari bir ürünü, hiçbir bedel almadan –gönüllü- satmaya, pazarlamaya çalışsın! Bırakın bedel almayı, bir de kendilerinden fedakarlıkta bulunsun. Zannediyorum eşine benzerine kolay rastlanılmayacak bir durum söz konusu!

Peki bunca insanı bunca yıldır ikna eden şey nedir? Hiç kuşkusuz gazetelerine olan inançları. Belli ki bu insanlar bu fikrin, bu bakış açısının yaşamasını hatta daha da ötesi büyümesini istiyorlar. On yıllar içerisinde deneye deneye artık iyice biliyorlar ki Zaman gazetesi asla bilerek “yalan“ yazmaz, kimseye iftira atmaz, güçlünün değil haklı bildiğinin yanında durur, düşmanlıkları körüklemez, toplumu bölüp parçalamaya çalışmaz, sesi-soluğu olmaya çalıştığı Anadolu insanının hakkına-hukukuna sahip çıkar, dilini en güzel şekliyle yaşatmaya çalışır, bütün inançlara hürmet eder, eğitime, aileye, ahlaki değerlere önem verir…

Evet yıllar içerisinde Zaman, onlara dürüstlüğünü ispat etmiş olmasaydı, herhalde hiçbir güç bu insanları abone kampanyalarının gönüllüsü haline getiremezdi!

Aslında her abone kampanyası büyük bir sosyolojik vakadır. Farklı dünya görüşlerinden, farklı eğitim ve yaş seviyelerinden on binlerce insan ziyaret edilir, görüş alış-verişinde bulunulur, toplumsal bir difüzyon yaşanır. Tabii ki sorular sorulur, cevaplar verilir.

Bazı abone adayları kampanya gönüllülerimize şikayette bulunuyorlarmış: “Neden Zaman hükümet aleyhine çok sert yayın yapıyor?“ diye. Şikayette bulunanlara “Nereden biliyorsunuz, Zaman mı okuyorsunuz?“ diye sorulduğunda, aslında gazetenin yayınlarından haberdar olmadıklarını, takip etmediklerini, sahibi belirsiz havuz medyasının yalan-dolan haberlerinin etkisinde kaldıklarını görüyorsunuz. Hükümetin şakşakçılığını yapmaktan başka bir işi olmayan “havuz medyası“ dışında bu hükümet hakkında olumlu bir şeyler yazan Türkiye’de, Avrupa’da veya dünyada herhangi bir gazete varsa göstersinler biz de öğrenelim ve hatamızdan geri dönelim.

Bir de diyorlarmış ki bazıları „Bu hükümet hiç iyi bir şey yapmıyor mu ki hep kötü şeyler yazıyorsunuz?“ Zaman gazetesi iyi işler yapıldığını düşündüğünde iyi şeyler yazar, kötü işler yapıldığını düşündüğünde de onları yazar. Türkiye’nin kalkındığı, geliştiği, AB ilkeleri doğrultusunda ilerlediği, askeri vesayetten kurtulup demokratikleştiği on yıl boyunca (2002-2011 arası) hep iyi şeyler yazdı bu gazete. Çünkü o dönem yapılanların iyi olduğunu düşünüyordu. Zaman gazetesinin iyi şeyler yazdığı dönemde bütün dünya medyası da iyi şeyler yazıyordu Türkiye hakkında. Ama 2011 seçimlerinden sonra aynı hükümet, kendini vazgeçilmez görmeye başlayıp hem iç siyasette hem dış siyasette büyük yanlışlar yapınca da yayınlar tabii ki ona göre değişti. Bu tutum değişikliği Zaman’a has bir durum da değil, hükümetin satın aldığı veya korkutup sindirebildiği medya dışındaki bütün dünya medyası için geçerli.

Ne yapmalıydı Zaman, on yıl iyi şeyler yazdı diye, Zaman dönüş yaptı demesinler diye şimdi kötü gördüklerine de mi iyi demeliydi.

Aslına bakarsanız Avrupa’da bir gazete hakkında söylenebilecek en saçma şey „Neden hükümeti eleştiriyorsunuz?“ sözüdür, zira medyanın en temel görevi toplum adına soru sormak, yanlışların üzerine gitmek, topluma zararlı icraatlar olduğunda bunu topluma duyurmaktır.

Son olarak, Zaman gazetesi neden susmuyor, gerilimi azaltmıyor diyenlere, çağın büyük fikir mimarlarından Said Nursi’nin bir sözünü hatırlatalım:

“Şuna dikkat ediniz ki, canavar bir hayvana karşı kendini zayıf göstermek, onu hücuma teşci(teşvik) ettiği gibi, canavar vicdanı taşıyanlara karşı dahi dalkavukluk etmekle zaaf göstermek, onları tecavüze sevk eder.“

24.11.2014 19:30