TAKİP ET
Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

Yolun kaderi

M. Fethullah Gülen Hocaefendinin, “Yolun Kaderi” isimli eseri, Kırık Test’inin 15. Kitabı olarak Almanya’da Define Verlag yayınlarında neşredildi. Yaşadığımız süreç ile ilgili soruların cevaplarını ve değerlendirmelerini öncelikle ihtiva etmektedir. Bazı bölüm ve başlıkları arz edecek olursak, neler üzerinde durduğunu bir nebze anlamış oluruz.

Engellemeler Karşısında Hakka Hizmet Yolu / “Izdırap, Gece Yarısında Vuran / Gong Gibi” / “Ağlamazsan Bari Gülmekten Utan” / Kargaşadan Nizama Yürünmez / Makam Beklentisi Allah’a Karşı En Büyük Vefasızlık / Hizmet Hareketi ve Devlete Sızma İddiaları / Zayıfken Zelil, Güçlüyken Zâlim / Farklı Coğrafyalardaki Hüsnükabulün Sırrı / Kirlenmiş Olanlar Çevrelerinde Temiz İnsan İstemezler / Siyaseti Aldatma Sanatı Sanan Zihniyet / “İç Dışa Bir Çevrilse…” / Bir Zulmü Daha Büyük Bir Zulümle Örtme Gayreti / Hezimeti Zafere Dönüştüren İksir / Mülâyemetin Sınırı Hakkın Hatırı / Toprakla Öyle Bütünleş ki, Mezarım Dahi Bilinmesin / Nefsini Putlaştıranlar, Dışarıda Suçlu Ararlar / Hazımsızlık Girdabında Bir Prototip: Ebu Leheb / “Ben” Diyene Kapılar Sürmelidir/ Mehdî Enflasyonu / Fitne Ateşi ve Dua…

Devlete sızma veya devleti ele geçirme gibi iddialar verilen cevapta özetle şöyle deniliyor: İnsanlara sorulsa ki, “İşinin ehli olan, çalmayan, yolsuzluk yapmayan, vatandaşa saygılı davranan, vazifesini hakkıyla yapan, adâletiyle dürüstlüğü ile öne çıkan öğretmenler, müdürler, doktorlar, mühendisler, hâkimler, savcılar, bakanlar, başbakanlar mı istersiniz; yoksa işini savsaklayan, hak-hukuk tanımayan, işinin ehli olmayan, vatandaşa saygısız kamu görevlileri mi?” Herhalde herkes, birinci şıktakileri isteyecektir. (Ben, bir dönem bir polis okulunda iki sene kantine bir görevli bırakılmadığı halde, aldıklarının ücretini ödemeyen bir öğrencinin çıkmadığını; yalnız bir öğrencinin birinci gün parası olmadığı için ödeyemediği ikinci gün ödediğini biliyorum. Bu durumu başka nerede gösterebiliriz? Kur’an Kursları, İmam-Hatipler, İlahiyatlar dahil hiçbir okulda. Ben üç sene Kur’an Kursunda, yedi sene İmam-Hatipte, dört sene Yüksek İslam Enstitüsünde okudum. Maalesef bugün hapislere atılan, mesleklerinden ihraç edilen mazlumlar ekseriyet itibariyle, rüşvetten uzak, hak-hukuk bilen, dürüst yaşayan vatan evlatları… A.A.)

İkinci olarak; insanları ilme, ahlaka, maneviyata, hakiki dindarlığa çağırmak; din, ahlâk, ilim ve mâneviyat hizmeti vermek kimsenin tekelinde değildir. Böyle bir hizmeti yapmak, devlete sızmak veya onu ele geçirmeye çalışmak mıdır; yoksa millete, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek midir?

Üçüncü olarak; rüşvetin neredeyse her yerde başını alıp gittiği bir zamanda, yüksek insanî değerlere ve hukuk kurallarına uygun olarak vazifenin yerine getirilmesi devlete sızmak ve onu ele geçirmeye çalışmak mıdır?

Bir milletin ferdi, kendi ülkesinde, kendi milleti içinde var olan müesseselere sızmaz; oralara girmek hakkıdır; mülkiyeye girer, adliyeye girer, hariciyeye girer… Vatan evladı niye girmeyecekmiş ki? Bu itibarla sesim ulaşsaydı, Anadolu’nun en ücra noktasında duyulacak şekilde bir kere daha haykırırdım: Çocuklarınızı Kur’an Kurslarına koyduğunuz kadar, İmam-Hatip’e de koyun; oraya koyduğunuz kadar mülkiyede de okutun; tıpta, mühendislikte, polis mekteplerinde okuttuğunuz kadar, hukuk fakültelerinde, askeri mekteplerde de okutun. Bu ülke sizin ülkeniz; dolayısıyle, o ülkeyi ayakta tutacak müesseselere sahip çıkmak da hem hakkınız hem de sorumluluğunuzdur…

İşte, benzer sorulara da böyle açıklık getiriliyor…

Size bir tadımlık tanıtım malumatı verdik. İnşallah baştan sonra bu değerli eserin satırlarının altlarını çize çize okur ve tam istifade edersiniz.

19.07.2016 21:18