TAKİP ET
Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

Sular çağlıyor, sizler kimlersiniz?

Şimdi Avrupa’da hizmet eden Nizam Bey, daha önce Kırgızistan’da belletmen olarak hizmet ederken karşılaştığı enteresan bir olayı hatıra olarak yazıp bize göndermiş. Ben de aynen sizlere aktarmak istiyorum:

Hizmetimiz Kırgızistan Oş eyaletine giden bir çoğu itibariyle de fakir olan belletmen abiler oralara, eğer imkan olursa burs verilmek kaydıyla giden abilerimiz ama o dönem hizmetimizin imkansızlıklarından kaynaklanan sebeplerden burslarını alamamışlar. Bundan dolayı üç dört yıl Türkiye’deki ailelerini ziyaret edememişler. En sonunda kendi aralarında şöyle karar almışlar, Rusya’ya ait eski Kırgızların da çizme diye tarif ettikleri 24 kişilik bir araba kiralayıp Türkiye’ye gitme kararı almışlar. Abiler arabanın eskiliğini anlatma adına, Türkiye’ye gidene kadar 20 defadan daha fazla lastiğinin patladığını söylemişlerdi.

Kendileri yolculuğa başlıyorlar. İlk olarak Türkmenistan üzerinden ve İran üzerinden Türkiye’ye gitmeye karar veriyorlar. Yolculuğa başlıyorlar. Türkmenistan’dan sonra, İran sınırına da gelince bir kioskun (küçük bir alışveriş yeri) önünde duraklıyorlar. Onları kiosk işletmesinde altmış yaşlarında Azeri kökenli bir teyze karşılıyor. Onlar da oradan ihtiyaçları olan yiyecek ve içecek alıyorlar. Kioskun kenarında akan bir küçük sudan abdest alıp, namazlarını kıldıktan sonra yeniden yola koyulup İran üzerinden çölü de geçerek Türkiye’ye geliyorlar. O dönemlerde Ortadoğu’da olan savaştan dolayı İran Türkiye’ye olan sınırını kapatıyor, abilere geri dönmelerini sınırın da açılmayacağını söylüyorlar. Abiler de üzgün bir şekilde o kadar yolu yeniden geri kat ederek aynı kioskun önünde duruyorlar bu sefer teyze ağlayarak şaşkın bir şekilde “Sizler kimlersiniz?” diye soruyor. Abiler de herhalde bu teyze bizden korktu diye düşünerek kendilerinin kötü olmadığını tanıtmak için bizler Türk okulunun belletmenleriyiz diye tekrarlıyorlar. Bunun üzerine teyze ‚Yok, yok siz melek misiniz insan mısınız?” diye soruyor. Sorma sebebini şöyle açıklıyor:

“Bu kiosk, dedemden babamdan kalan bir mekan; ben kendimi bildim bileli burada çalışıyorum, şu abdest aldığınız şu dere kendimi bildim bileli akmıyordu. Ne zaman siz geldiniz 40 yıldır akmayan su akmaya başladı. Siz abdest alıp namaz kılıp yola çıktıktan sonra derenin suyu yeniden kesildi. Ne zaman siz sınırdan dönüp geldiniz su tekrardan akmaya başladı” deyip şaşkın bir şekilde ağlamaya devam etti, “Ben size bunun için soruyorum” dedi. Sonra karşılıklı teferruatlı tanıştıktan sonra teyze ile abdestimizi aldık namazlarımızı eda ettikten sonra uzunca dinlendik ve yeniden Türkiye’nin diğer sınır kapısı olan Azerbaycan sınır kapısından geçiş yaparak Türkiye’ye ailelerimize ulaştık. 15 günlük sıla-i rahimden sonra yeniden aynı arabayla 15 gün süren yolculuktan sonra yeniden vazifemiz olan Kırgızistan Oş eyaletindeki kolejlerimize ulaştık.”

10.04.2016 18:26