TAKİP ET
Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

Sizin standınızda bir nuraniyet var

Mehmet Altan Bey, her sene olduğu gibi, bu sene de son Cidde Kitap Fuarı’nda yaşadıkları heyecanı, gönderdiği yazısıyla bizlere taşımış. Onun kaleminden görüp anlattıklarına bir bakalım:

Aradan 12 sene geçtikten sonra yeniden Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde fuar heyecanını yaşadık. 12 sene önce Suudi Arabistan’da ilk defa kitap fuarı heyecanını yine Cidde’de yaşamıştık.

O zaman ilk fuar olması hasebiyle Suud halkının ve akademisyenlerinin güzel yüzüyle ilk defa bu vesileyle tanışıyorduk. O fuarda hiç unutulmayacak çok güzel tablolar yaşamıştık. Onları kaleme almadan yazsak mı yazmasak mı diye tereddüt etmiştik, hatırda kalanları çok özet olarak kaydetmiştik. Bir ‘kadı’nın (hakimin) aldığı bir kitabı gece yatmadan gözden geçirmesi ve oradan bir makale okuması sonucunda uykusunun kaçması ve ertesi gün gelip “Kim bu adam Allah aşkına! Benim bütün gece uykumu kaçırdı” demesini ve onunla uzun uzun sohbetimizi hatta fuarın ışıklarının sönmesinden sonra da sohbetin uzunca devam etmesini unutmak mümkün mü?

Şimdi 12 yıl sonra yine Cidde’deyiz. Fuar, Cidde’nin mesire yeri olan Obhur denen bir yerde kurulan çok büyük bir çadırdan ibaret… Ama her şey tam düşünülmüş, namaz alanı ve abdestlikler fuarın bir kenarında, konferans salonu ve faaliyet alanları bir kenarında ve tabiki fuarın küçük ziyaretçileri için oyun alanları da unutulmamış. Güvenlik mükemmel çalışıyor. Allah korusun her ihtimale karşı itfaiye fuarın dört bir tarafına konuşlandırılmış. Park alanında hiç sıkıntı yok. Gözünüzün alabildiği yere kadar araba park alanı ve hemen arkanız deniz. Fuar böyle bir yerde olunca gezmeye eğlenmeye gelenlerden de “hele bir girelim şuraya” diyenler de çıkmıyor değil. Ana giriş kapısının üzerinde büyükçe bir elektronik saat veya sayaç da diyebilirsiniz fuarın kapanmasına ne kadar kaldığını gösteriyor.

Biz Darunnil (Dâru’n Nil) olarak her zamanki gibi kitaplarımızı itina ile dizdik. Çocuk kitapları bir rafta tarih kitapları bir rafta kaynak eserlerimiz Risaleler ve Pırlantalar diğer bir rafta. İngilizceler ve kültür kitapları başka bir rafta arzı endam ettiler.

Elhamdülillah, Darunnil olarak artık “tanınan bir marka” olduğumuz tabir caizse tescillendi. İlk kitap fuarında hiç kimse bizim kitaplarımızı ve bizi tanımazken şimdi yeni çıkan kitaplarımızın olup olmadığını takip eder oldular. Tabii ki bu sene yeni çıkan yayınlarımız bir hayli çoktu. “Şunlar şunlar yeni” dediğimizde “hepsini alayım” diyenini ve “şimdilik bir tane alayım ama bu kitapları fuar sonrası burada hangi kitap evinde bulabilirim” diye soran insan sayını da bilmiyorum. Bu da Suud halkının kitaba ilgisinin sadece fuarlarda değil sene boyu olduğunun kanıtıydı.

Cidde Kitap Fuarı’nın bir özelliği bölgeye yakın olan Taif ve Mekke ve hatta 400 km uzaklıktaki Medine gibi şehirlerden ziyaretçilerinin olmasıydı. Uzun zamandır bu bölgede fuarın olmaması bölge halkının kitaba ve kitap fuarına ilgisini ve özlemini artırmış adeta onların kitaba olan susamışlığını gösteriyordu.

Her fuarda olduğu gibi bu fuarda da ilgimizi çeken ve bizi heyecanlandıran çok güzel tablolar yaşadık. Fuara bazı şahıslar birkaç kez geliyor, her gelişlerinde bize selam vermeden geçmiyorlardı. “Siz bizi buraya bağladınız, her gelişimizde size uğramadan gidemiyoruz” diyorlardı. Bunlardan biri, “Ben sizin stantta diğer stantlarda bulunmayan bir hava seziyorum sizin stantta bir nur var, bir nuraniyyet var” diyerek bizi onore ediyordu.

Cidde Kitap Fuarı’nda dikkat çeken bir husus da fuara bayanların yoğun ilgisiydi. Bu konu herkesin dikkatini çekmişti. Bazı bayanlar erkeklerden daha çok kitap aldılar. Geçekten kitapları rastgele değil inceleyerek almaları dikkat çekçiydi. Kitapları ve yazarlarımızı tanıtınca onunla ilgili biyografi var mı, yazarı daha derin nasıl tanırım diye sorup onunla ilgili kitapları da alıyorlardı. Akademisyen (bayan) olanlara kitaplarımızı tanıtınca “Bana o zaman bunun takımını ver”diyerek (Risale-i Nur Külliyatı veya Pırlanta Serisi) veya ikisini birden takım olarak alıyorlardı.

Bir hanımefendi bizim kitaplarla yeni tanışıyordu. İki tane alıp, “Bir bakayım sonra yine gelirim” dedi. İkinci gün heyecanla geldi, “Bu zat kim çok etkileyici, böyle bir üslubu ilk defa görüyorum hem samimi hem akıcı hem de güncel” diyerek başka kitaplar da aldı.

Standımızı ziyaret eden daha önceden kitaplarımızı okumuş olan Arap arkadaşlar. kitaplarımızı müşterilerimize tanıtırken bazen bizi destekler mahiyette şeyler söylüyor, bazen de ben anlatayım deyip kitapları anlatma işini bizden devralıyorlardı! Onlardan birinin yaptığı calib-i dikkat ve şayan-ı takdir idi. Kitapların güzelliklerini anlattı anlattı ama anlattığı beyefendi kitapları alamayacağını, parasının kalmadığını söyledi. “O zaman ben size şunu hediye ediyorum siz bunu mutlaka okumalısınız” diyerek bir kitabı ona uzattı. İkinci, üçüncü müşteriye de aynısını yapınca ben mahcup oldum, kendisine teşekkür ettiğimde “Teşekküre gerek yok kardeşim bu bizim vazifemiz” dedi.

06.03.2016 18:31