TAKİP ET
Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

Renk renk çiçekler yetiştirmek için

Hz. Musa Aleyhisselam ülü’l-azm beş peygamberden birisidir. İsrail oğullarını hidayet yolunda yürütmek için büyük mücadeleler vermiş ve rivayete göre Kenan ili hududuna yakın bir yerde 120 yaşında olduğu halde vefat etmiştir.

İsrail oğullarını Firavun’un esaretinden kurtarmıştır ama onun vefatından kısa zaman sonra yoldan çıkmışlar, gerçek dinlerini yitirmişler, tekrar esarete düşmüşlerdir. Çünkü Musa Aleyhisselam vefatından önce derdini şöyle dökmüştü: “Musa, ‘Ya Rabbi, dedi, ben kendi nefsimden ve kardeşim Harun’dan başkasına söz geçiremiyorum. Artık bizimle bu itaatsiz, bu yoldan çıkmış topluluk arasında Sen hükmünü ver! Cenab-ı Hak buyurdu ki: ‘O mukaddes yer onlara 40 sene boyunca haram kılındı. Oldukları yerde sersem sersem dolaşacaklardır. Sen artık o yoldan çıkmış kimseler için kendini üzme!.” (Mâide Suresi, 5/25-26)

Hz. Süleyman Aleyhisselam, kırk sene bir peygamber olarak muhteşem bir hüküm sürmüştür. Kendisinden sonra devleti ikiye ayrılmış. Sonradan onlar yoldan çıkmış, bunlardan İsrail Devleti, Asûrlular tarafından yok edilmiş, Yehuda Devleti de Buhtunnasr’ın saldırısına uğramış, Yahudilerin çoğu Babil esaretine düşmüşlerdir. Buhtunnasr, Kudüs’ü istila etmiş. Beyt-i Makdis’i yıkmış, Tevrat nüshalarını yakmıştır…

Ülü’l-azm peygamberlerden olan Hz. İsa Aleyhisselam’a mucize doğumu ve mazhar olduğu mücizelerine rağmen çok az kişi iman etmiştir. Bunlara Havarîler denilir. Bu mübarek insanlar öteye beriye dağılmışlardır. Romalılar Hz. İsa’ya iman edenlere çok şiddetli davranmışlardır. 300 sene sonra Roma’da bir Hıristiyanlık ortaya çıkmış ama Hz. İsa Aleyhisselamın getirdiği özün üzerine o toplumun kültüründen kalma şeyler bir elbise gibi giydirilmiş ve tamamen başka bir şekil almıştır.

Halbuki İslamiyet, o orijinal güzelliğiyle günümüze kadar devam etmiş gelmiştir. Bunun sebebi, en başta Kur’an’ın bir mucizesi olan SAHABE neslidir. Sonra da onların yetiştirdiği Tâbiûn neslidir… Bu hârika nesiller İslamiyeti ayakta tutmuşlardır. Biraz dünyaya meyil olacak olunca, Kur’an-ı Kerim taptaze nâzil oluyor gibi Sahabe ve Tâbiûn nesline şöyle bir ikazda bulunuyor: “İman edenlerin kalblerinin; Allah’ı ve O’nun tarafından inen hakikatleri hatırlayarak (Allah’ın zikriyle) yumuşayıp saygı ile DİRİLME VAKTİ GELMEDİ Mİ? Sakın onlar daha önce Kitap verilen ümmetler (Mûseviler ve Hıristiyanlar) gibi olmasınlar. Zira Kitabı tanımalarının üzerinden kendilerince uzun zaman geçmesi sebebiyle, onlarda ülfet ve kanıksama meydana gelmiş, neticede kalbleri katılaşmıştı. Hatta onların çoğu büsbütün yoldan çıkmışlardır.” (Hadîd Suresi, 57/16) O dönemdeki de devrin dehşetli hadiseleri de onları uykuları kaçırır bir teyakkuza geçirmişti. Üstad Hazretleri o zaman Mübarek İslamiyetin ve nurânî Asr-ı Saadetin başına gelen o dehşetli, kanlı fitnenin hikmetini şöyle anlatmaktadır: “Nasıl ki, baharda dehşetli yağmurlu bir fırtına, her türlü nebatatın, tohumların, ağaçların istidatlarını tahrik eder, inkişaf ettirir, her biri kendine mahsus çiçek açar, fıtrî bir vazife başına geçer. Öyle de, Sahabe ve Tâbiûnun başına gelen fitne dahi, çekirdekler hükmünde muhtelif ayrı ayrı istidatları tahrik edip kamçıladı; ‘İslamiyet tehlikededir yangın var!’ diye her taifeyi korkuttu, İslâmiyeti korumaya koşturttu. Her biri, kendi istidadına göre İslâm Câmiasının çok ve muhtelif vazifelerinden bir vazifeyi omuzuna aldı, tam bir ciddiyetle çalıştı. Bir kısmı hadiselerin muhafazasına, bir kısmı şeriatın muhafazasına, bir kısmı iman hakikatlarının muhafazasına, bir kısmı Kur’an’ın muhafazasına çalıştı. Böylece her bir tâife hizmete girdi. İslâmî vazifelerde hummalı bir surette çalıştılar. Muhtelif renklerde çok çiçekler açıldı. Pek geniş İslam Âleminin dört bir yanına o fırtına ile tohumlar atıldı, yarı yeri gülistana çevirdi.”

Şimdi de öyle bir dönem ve süreç yaşıyoruz. Onun için on üzerinden onluk gençler yetiştirmek ve sadece Âlem-i İslamın değil, bütün dünyanın her bir tarafına renk renk çiçekler açacak, türlü türlü meyveler verecek tohumları serpmek ve onları koruyup büyütmek zorundayız. Allah, yardımcımız olsun…

04.07.2016 11:59