TAKİP ET
Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

Rasûlünün (S.A.S.) yaşında ve doğduğu yerde yâ rab!..

Belçika’da Metin Hocamız anlattı:

Babama okumak istediğimi, okumaya çok arzulu olduğumu söylemiştim. O da işçilik ve amelelik yaparak hatta borç alarak benim yurt paramı zar zor verip ortaokulu bitirmemi sağladı. Ama ben liseye gitmek istiyordum. Bana bu sene mümkün olmadığını saatlerce konuşup anlatmaya çalışıyordu. Ben de okulların açılması yaklaştıkça, ne olursa olsun arzumu dile getiriyordum. Babam bıkmadan usanmadan bunun bu sene mümkün olmadığını anlatıyordu. Artık okulların açılmasına çok az kalmıştı. Ben aynı gün tekrar tekrar söyleyince iyice kızıp bu sefer eliyle omuzlarıma ve sırtıma vura vura anlatmaya, aynı sözlerini tekrarlamaya başladı. Ben ağlamaya başladım. Ramazan mübarek gündü. Oruçluydum. Üzgün şekilde tarladan eve geldim. Ağzıma bir-iki lokma alıp çekildim. Geleceğimi karanlık görüyordum. Babamla teravih namazına gittik… Yanına köyümüzden birisi yaklaştı. Babamla bir şeyler konuştu. Meğer bu köylümüz İlhan İşbilen Ağabeyin yanında bulunup onun işlerini gören hemşehrimiz Mustafa Beyin arkadaşı imiş… Manisa Vakıflar Kurşunlu yurduna iyi talebeler arıyorlarmış. Bulmuşlar da… Fakat bir tane eksikmiş. Beni hatırlamış. Onun için babama söylemiş. Aynı gün Cenab-ı Hak kırık gönlümü tamir etti.

Babam, namazlarını ekseriyetle camide cemaatle kılardı. Ömründe sabah namazını hiç cemaatsiz kılmamıştır. Çok karlı bir günde bile, köy imamımızın dediğine göre babam hiç bırakmadan karları yara yara sabah namazına camiye gitmiş ve tek başına olsa bile cemaatle namaza muvaffak olmuş…

Babamın bir duası vardı: “Allah’ım beni, Rasulünün (s.a.s.) yaşında ve O’nun doğduğu yerde ruhumu al!..” derdi. Aynen öyle oldu; 63 yaşında ve Mekke’de kalp krizinden vefat etti. Yatsıyı kılamadı ama yine sabah namazında Kâbe’de imamın önünde cenaze namazı kılındı. Cennetü’l-Bakıyye’de Hz. Hatice Validemizin bulunduğu mübarek kabristanda bulunuyor. Ben sık sık umre ve hac rehberliği yaptığım için onu hep ziyaret ediyorum. Babam memleketimiz Nevşehir’de vefat etseydi, buradan Belçika’dan bu kadar sık kabrini ziyaret etmek imkânım olamazdı.

Babam hizmeti çok severdi. Annem de öyle… Benim hizmet için tayinim Avrupa’ya çıkınca, evden uğurlarken bana dedi ki: “Sen okumaya giderken arkandan hep ağlardım. Ama şimdi hiç ağlamayacağım… Çünkü şimdi sen Allah için hizmete gidiyorsun.”

Gözyaşlarıyla yapılan dualar elbette daha değerlidir. M. Fethullah Gülen Hocaefendi, “Gözyaşları” isimli enfes yazısının sonunda şöyle diyor:

“Merhamet, merhamet’ diyeceğim an, bir hâil gibi günahlarım karşıma dikiliyor ve içimde yığın yığın burkuntu meydana getiriyor. Allah’ım! Benim uzaklığım itibariyle değil, senin yakınlığın hürmetine kalbime rikkat ver ve öyle ağlat ki, kendimi kaybedeyim, yolunda ar ve haysiyetten geçeyim tâ ‘Bu delidir.’ desinler.

“Gidip boynumda zincir ile ol Ravza-i Pâk’a o denlü ağlayam ben ki, görenler hep beni divane sansın’ Ola ki, düşen damlalardan bir tanesi aşkına düşmüş olur; işte o, benim için ummanlara bedeldir. Şehit kanı kadar aziz gözyaşları içinde nefesimi keserken varlık sırrını bana duyur. Şu kararsız gönlümü doyur. Hicabımdan yüzümü saklamaya çalışayım. Habibine görünmek istemeyeyim. Pişdarım ve âli rehberimden kaçayım. Sonra bir âli divan kurulsun. Ben zülüfleri dağınık, hıçkırıkları gırtlağında düğümlenmiş, yüzü karaların uğramadığı o divana çağrılayım ‘Lâ tüâhiznâ’ kalkanıyla huzura varayım. Kirlerime göz yumup, ‘Bu da bizdendi.’ desinler. Dilenciye bir mülk bağışlasınlar. Çöl yolcusunu sevindirip bir bulut ve bir meltemle imdadıma yetişsinler. Sevincimden orada yığılıp kalayım. Gözyaşlarım içinde boğulayım.”

23.05.2016 16:53