TAKİP ET
Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

Kompleksli nesillerin müsebbibi kimler?

Üstad Bediüzzaman Hazretleri bir asrı aşkın zaman öncesinden Münazarat isimli kitabında diyor ki:

“Her bir Müslüman anladı ki; başı boş değil; ortak menfaatler ve âidiyet ve sair hislerle diğer Müslümanlarla bağlıdır. Bütün Müslümanlar, bir aşiret gibi birbiriyle irtibatlıdır. Nasıl, bir aşiretten bir adam iyilik etse, bütün aşiret bununla iftihar eder, hissedar olur; yapılan iyilik, bir olarak kalmaz, binlerce aynalarda görünen bir mum gibi binler olur, o aşiretin hayatî bağlarına nur ve kuvvet verir. Eğer o aşiretten birisi bir cinayet işlese, aşiretin bütün fertleri o cinayetle bir derece itham altında kalır. Mesela şurada bulunan adamlar, birbiriyle bağlı olsa, birisi kendini çamura atsa, arkadaşlarını ya beraber çamura düşürecek veya hareket ettirerek taciz edecek. Onun için, şimdi bir günah bir olarak kalmaz; bine çıkar. Bir hayır da: “Bir tohum dânesine benzer ki, ondan yedi başak sümbüllenir. Her bir başakta da yüz dâne bulunur. (Yani bir dâne yediyüz dâne olur)” (Bakara Suresi, 2/261) âyetinin hükmüne geçer.

Mefkûre Televizyonu’ndaki iftar programında konuşan Hakan Yeşilova Bey, bu hususla ilgili bir misal verdi. Amerika’da bir profesör, derste gazetelerden kestiği iki haber okuyor. Yer ve şahıs isimleri vermeden, “Bir ülkede” diye başlayarak: “Sevgililer gününü kutlayan çocuklarını ‘Siz, bizde olmayan böyle kötü bir kutlamayı nasıl yaparsınız?’ diyerek babaları sopadan geçirdi.’ deniliyor. Şimdi soruyorum bu olay nerede geçmiştir?” diyor. Hemen hepsi “Afganistan’da…” diyorlar. İkinci bir haberi okuyor: “Çocuğu kucağında bir kadın giderken, yabancı bir adamla karşılaştı, onunla bir şeyler konuştuktan sonra yoluna devam ederken, bir minibüs yolunu kesti. İçinden çıkan bazı insanlar ‘Sen yabancı olan bir erkekle nasıl böyle konuşursun?’ diye kadını dövdüler. Şimdi söyleyin bakalım, bu olay nerede geçmiştir?’ diyor. Bu sefer öğrenciler, ‘Ya Suudi Arabistan veya Afganistan’da geçmiştir.” diyorlar. O da haberin kupürünü göstererek birisinin Hindistan’da Hindûların arasında geçtiğini, ikinci haberin de New York’ta hem de Müslüman olmayan bir dinin mensupları arasında geçtiğini söylüyor… Bu üniversiteliler bunu niçin söylüyorlar? Terör olaylarında ve benzeri meselelerde fâillerin çoğunun Müslüman olmasından dolayı. Siz bırakın Amerika’daki Müslüman olmayan gençleri, Türkiye’de bir üniversitedeki Müslüman öğrencilere de sorsaydınız benzer cevaplar alacaktınız. Neden, hâl-i pürmelâliniz meydanda değil mi? Çok yolculuk yaptığımız, çok ülkeler dolaştığımız için biliyoruz ki, 11 Eylül öncesiyle sonrası çok değişti. Biz şimdi bir Müslüman olarak çok kötü muamelelere maruz kalabiliyoruz. Bunların gerçek müsebbipleri kim öyleyse?

İslamî prensiplere göre bir araştırma yapılıyor, İslam ülkeleri en geride… Yani rüşvet, hırsızlık, zulümde en önde onlar. Pek çok gayr-i Müslim ülkelerde böyle değil. Bu sefer bu kötü durum, gençlerimizde bir kompleks meydana getiriyor. Müslümanlığından utanan nesiller oluşuyor, maalesef…

Bunu nasıl yeneriz ve bu kötü vaziyeti nasıl aşabiliriz? Tek çâre İslamiyetin güzelliklerini yaşayarak. Ramazanlar, kurbanlar, aşureleri vesile yaparak, güzel diyaloglar kurarak…

Bu açıdan 1994’lerden itibaren Türkiye’den başlayıp bütün dünyaya yayılan diyalog faaliyetleri, ciddî adımlarla ilerlemiş, bu terörist, rüşvetçi, hırsız ve zâlim grupların marjinal olduğu, Müslümanların ekseriyetinin bunlara karşı olduğu kanaatini, pek çok insanın kalbinde ve kafasında yerleştirmiştir. Bu hususta en başta Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı ve bütün ülkelerdeki diyalog dernek ve vakıfları olumlu ve müsbet faaliyetleriyle, İslamın yüzüne sürülen bu yağlı karayı ve karalamayı temizleyecek hüviyette gayretler göstermişlerdir ve göstermeye de devam etmektedirler…

27.06.2016 17:12