TAKİP ET
Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

İnsan bilmediğinin düşmanıdır…

Avrupa’ya İslam ülkelerinden gelen Müslüman göçmenler, bazılarında mânasız bir korku oluşturmakta.

Buna karşı cevap arayanlara, aslında dermanın derdin içinde gizli olduğunun anlatılması gerekiyor. İşte UNITEE Başkanı Dr. Adem Kumcu, gerçek delillere ve elle tutulur gerçeklere dayanarak Müslüman göçmenlerin Avrupa için bir fırsat ve kazanım olduğunu anlatıyor. Bunu kendi kaleminden takip edelim:

“Polonya’nın Krynica belediyesinde, her yıl, Avrupa ülkeleri ve onların partnerleri arasında işbirliği geliştirme amacıyla 60’tan fazla ülkeden 3000 civarında üst düzey katılımcıyla ‘Economic Forum’ isimli konferanslar dizisi düzenleniyor. Dünyanın tanınmış devlet reislerini, siyasetçilerini, düşünürlerini ve işadamlarını bir araya getiren, dünyanın ve özellikle Avrupa Birliği’nin önemli sorunlarının tartışıldığı panellerde uluslararası ilişkiler, uluslararası ticaret, politika, güvenlik, nükleer enerji gibi konular masaya yatırılıyor. Bu yıl 8-10 Eylül tarihleri arasında 25’incisi gerçekleşen bu büyük foruma UNITEE, Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerini tartışmak üzere davet edildi. AB, Rusya ve Suriye gerilimi jeopolitiğinde Türkiye-AB ilişkilerinin dünü, bugünü ve yarını konulu oturumda, ekonomiden enerjiye, AB müzakerelerinden hukuk devleti ve insan haklarına, çatışma ve savaşlardan kaçan Suriyeli mültecilerin oluşturduğu krizde Türkiye’nin rolü gibi meseleler hararetli bir biçimde irdelendikten sonra dinleyicilerin soruları alındı.

Soruların önemli kısmı Müslüman bir ülke olan Türkiye’nin Avrupa’ya entegrasyonunun mümkün olup olmadığı üzerineydi. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde Moskova’da büyükelçilik yapmış Hollandalı bir diplomatın sorusu dikkat çekti. Şöyle ki: “Avrupa Birliği 78 milyona yaklaşan ve ekseriyeti Müslüman olan bir ülkeyi nasıl bünyesine dahil edebilir, bu hiç mümkün mü? Avrupa sınırları içinde yaşayan 5 milyona yakın Türk’ü yarım asırdır eritemedik, 78 milyonu nasıl eriteceğiz?” deyince, hemen Avusturyalı bir gazeteci araya girdi ve “Avrupa sınırları içinde milyonlarca Müslüman yaşıyor, örnek olsun diye söylüyorum: Almanya’da 4 milyon 800 bin, Fransa’da 4 milyon 700 bin, İngiltere’de 3 milyon, İtalya’da 2 milyon 200 bin, Hollanda gibi küçücük bir ülkede bile 1 milyon Müslüman yaşıyor. Dünyada Hıristiyanların sayısı azalırken Müslümanların sayısı hızla artıyor. Yetmemiş gibi Suriye’deki çatışmalardan dolayı milyonlarca mülteci kapımıza dayanıyor. Avrupa vatandaşı olsalar bile radikalleşip Suriye’ye cihada gidiyorlar. Avrupalılar bu sebeplerden dolayı Müslümanlardan korkuyor, İslamofobik ve ırkçı akımlara dahil oluyorlar. Doğrusu uzun zamandır bu sorulara ben de cevap arıyorum. UNITEE başkanının bugünkü anlattıkları bana çok orijinal ve inandırıcı geldi. “İnsan bilmediğinin düşmanıdır” sözünün ne kadar doğru olduğunu gördüm. Müslümanlar hakkında Avrupalıların önyargılı olduklarını bir derece daha iyi anladım. Keşke bu önyargıları kıracak, UNITEE’nin bugünkü sunumunda olduğu gibi daha fazla ilmi ve istatistiki veriler yayınlansa. Avrupa’da yaşayan Müslümanların Avrupa için ekonomik, sosyal ve kültürel bir tehdit oluşturmadıklarını Avrupalılar öğrense. UNITEE ve üyelerinin Müslüman da olsalar Avrupa’nın geleceği için mücadele ettiklerini bütün Avrupa okusa. Ben UNITEE’nin bugün bize anlattıklarını Avusturya’nın başkenti Viyana’da en çok satan günlük ekonomi gazetesinde yayınlatmaya çalışacağım. Bundan sonra bu konulara bir gazeteci olarak yazılarımda yer ayıracağım.”

O gazeteci gerçekten de sözünün eri çıkıp 22 Eylül 2015 tarihli Viyana menşeli Witschaftsblatt gazetesinin sekizinci sayfasında Adem Kumcu Bey’le program sonunda yaptığı bir mülakatı yayınlattı. Her daim söylüyorum: “Bizde üretim var ne yazık ki yeterince reklam yok!”

07.02.2016 09:30