TAKİP ET
Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

Gâye-i hayalsiz gençelerimize

Gâye-i hayal, hedef demektir. Bu ifadeden bizim anladığımız ise, insanlığın faydasına gerçekleştirilmek istenen bir hedeftir. Efendimiz (S.A.S.)  “İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydası dokunandır.” buyurmuştur. Onun için hedefimiz bu olmalıdır. Zaten, “belli bir hedefi olmayan yelkenli gemilere rüzgar faydalı olamaz” diye güzel bir söz de vardır.

Amerika’dan Next Social İmpact  Foundation (nextsocialimpact@gamil.com), Almanya’da, ikinci/üçüncü nesil Alman –Türk, kız çocukları üzerinde bir anket çalışması yapmış. Bu sosyal çalışmanın gayesi, Almanya’da yetişmekte olan ikinci/üçüncü nesil gençleri tanıma ve kendilerine daha iyi bir gelecek hazırlamada yardımcı olmak… Temmuz 2016’da gerçekleştirilen bu  çalışmanın neticesine göre, gençlerimizin büyük çoğunluğu kendilerini Alman toplumunun parçası olarak görmenin yanında, kimlik olarak bir belirsizlik yaşamaktadırlar. Yani bir kimlik bunalımı söz konusudur. Gençlerimizin sosyal entegrasyon konusunda çok fazla ilerleme kaydedemedikleri görülmektedir. Onların büyük çoğunluğu (% 77) hayatlarını Almanya’da geçirmek istemekte, sadece tatillerde Türkiye’ye gitmeyi düşünmektedir. Ama sevindirici bir husus, gençlerimizin büyük bir çoğunluğu (% 90) imkan ve fırsat verildiğinde topluma faydalı olacak faaliyetlerde bulunmak istemektedirler… Çalışma neticesi tespit edilen problemler var. Birincisi: Sosyal entegrasyonda yeterince mesafe alamamış Türk azınlığın, Almanya’da ömür boyu yaşaması söz konusudur. Sosyal entegrasyon başarı ile gerçekleşmediği takdirde, gençleri iki ana tehlike beklemektedir: a)Asimilasyon. Yani tamamen kendi kültüründen ve dini değerlerinden koparak, dominant bir kültürün içinde eriyip kaybolmak… Dinsiz, kapitalist olma… b)Yaşadığı toplumdan izole olup içine kapanarak, dominant kültüre düşman olmak “Almanlar bizi sevmiyor! Almanlar Türk düşmanı!” ve benzeri düşünceleri benimseyip ‘sistem düşmanı’ olmak ve suç işlemek… Tabiî sonunda da hapislerde geçen bir ömür… Kriminal bir azınlık… Başarısız ve kindarlar…

İkinci problem: İnsanlarımız, iyi niyet ve koruma amaçlı olarak evlatlarının eğitiminde sadece iki ana konu üzerinde durmaktadırlar: a)Dindar, ahlâklı ve kötü alışkanlıklardan uzak olsunlar. b)Derslerinde başarılı olsunlar, derslerine düzgün çalışsınlar, akademik başarıları bulunsun… Fakat gençlerimize, bulundukları topluma hatta bütün insanlığı kucaklayıcı güzel hedefler verme konusunda ciddi bir çalışma yapılmamıştır. Kendini Alman toplumuna kabul ettirecek bir hedefi, bir ideali olmayan gençler her ne kadar dindar ve çalışkan olsalar bile, profesyonel hayata atıldıklarında, maalesef kapitalist bencil ve narsist fertlere dönüşebiliyorlar. Çünkü gençlere Allah rızası için güzel hedefler, gaye-i hayaller verilmemesi, onları içinde bulundukları materyalist toplumda sadece kendini düşünen kişiler olarak yaşamalarına sebep olmaktadır.

Ama anket neticesinde, ümit verici bir durum tespitini de görüyoruz. Gençlerimizin büyük çoğunluğu (% 90) toplumda sosyal sorumluluk almak istediklerini ifade etmiş ve ayrıca toplumsal yardım faaliyetlerinde faydalı olacaklarına inandıklarını söylemişlerdir.

Almanya’da bulunan Türk Toplumu liderleri ve yöneticileri, çok önemli meseleyi gündemlerine almalıdırlar ve bu konuda profesyonellerden yardım almalıdırlar. Meselâ bu hususta bu anket çalışmasını yapan Foundation’dan istekte bulunabilirler. Onlar da uzman profesörler göndererek üçer günlük eğitimle, Gençlere Gaye-i Hayal kazandırma, İdeal Gençlik yetiştirme konusunda gerekli bilgileri verebilirler.

06.11.2016 15:46