TAKİP ET
Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

Fransız kanalında hizmet

5 Mayıs 2016’da France 24 Kanalında Hizmet üzerine 10 dakikalık bir program yayınlandı. Bu programı Amsterdam hukuk bürosunun yaptırdığını zannediyoruz. Programda Hizmet hakkında uzman kişi olarak konuşan ve Fransa’da yaşayan Profesör Ali Kazancıgil, (Birçok üniversitede, Siyasal Bilimler’de ders veriyor. Unesco’da 30 yıl uzmanlık yaptı.) Hizmet hakkındaki yorum ve açıklamaları ve Türkiye’deki süreç hakkındaki düşünce ve görüşleri çok güzel ve ikna edici.

France 24’te Alp Aslandoğan’ın ve Robert Armsterdam’ın görüşlerinin de alındığı bir haber çıktı. Haberin ardından 3 dilde yayın yapan France 24’in Fransızca kanalında Prof. Ali Kazancıgil’in Hizmet hakkındaki görüşü soruldu.

Kazancıgil: “Hizmet, bir sekt değil. Dini baz alan bir sivil toplum hareketi. 60’lı yıllardan bu yana, bu imam açık görüşlü bir İslam’ı savunuyor. Dinler arasında, Hristiyanlık ve Mûsevilikle İslam arasında diyalogu teşvik ediyor. Networklerden oluşan hareketine eğitimi bir öncelik haline getirdi. Hareket, iyi eğitimli gençlerle dolu. Müslüman ancak modern kimliğe sahipler. Bu hareket bazıları tarafından tehlikeli görülüyor. Çünkü, çok güçlü ve çok görünürlüğü olan bir hareket. 140 ülkede mevcutlar.” dedi.

Sunucu: “Okulları var değil mi?” diye sordu.

Kazancıgil: “Evet. Çoğunluğu lise olan 2000’den fazla okul. Avrupa’da dahil olmak üzere dünyanın farklı yerlerinden Türk Büyükelçiliklerin şahitliklerini bir çok kez dinledim. Bu okullarda dini eğitim verilmiyor. Din yasak değil ancak bu liseler herkese açık. Bir kaç yıl önce Fransa’da da bu okullardan biri açıldı. Elbette laikliğin ülkesi Fransa’da böyle bir okul açılması endişeye yol açtı. Ancak, Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri bu okulu teftiş ettiler. Bu okulun laikliğe bir tehlike teşkil etmediğine hükmettiler. Kısacası, bu hareket Türk İslam’ını modernize ediyor ve olumlu bir hareket. Unutmadan bir şey daha ekleyeceğim. Bu çok ilginç bir nokta. Türkiye’de seçilmiş bir iktidar var, bir de eskisi kadar gücü olmayan askerler vardı. Gülen, askerler tarafından suçlandı ve yargılandı. O sebeple ABD’ye gitmek zorunda kaldı. Şimdi son bir kaç yıldır, İslamcı-muhafazakar iktidar tarafından suçlanıyor ve yargılanıyor. Peki neden?” dedi.

Sunucu: “Evet, onu sormak istiyorum. Neden Gülen, Erdoğan iktidarının ayağına batan bir taş konumunda?” diye sordu. Cevap olarak da o:

“Size anlatacağım. Çok basit. Gülen, Erdoğan ve Gül’ü destekledi. Politik İslamcı bir hareketti. Ancak, başta demokratik bir söylem benimsedi. Biz dindarız, muhafazakarız evet ama demokratız. 2002’de iktidara geldiler. 2009-2010’dan itibaren Erdoğan otoriter kimliğini daha çok gösterdi. O tarihten itibaren Gülen, Erdoğan’ı eleştirmeye başladı. Çok yakınlardı ancak o andan itibaren yolları ayrılmaya başladı. Bu da çok ilginç bir nokta. Gülen’in diğer dinler ve kültürlerle, Hristiyanlık ve Mûsevilikle yakın ilişkiye ne kadar önem verdiğini gösteren bir örnek. 2010’da bir islami dernek İsrail’in boykotunu Gazze’ye gemi gönderdiğinde Gülen ilginç bir çıkış yapmıştı. Gülen, Erdoğan’ı çok sert şekilde eleştirdi. Bunu yaptınız ama neden İsrail’le, siyasi ve dini yetkililerle müzakere ederek çatışma çıkmasını engellemediniz? diye sordu. Yani yolları ayrıldı. ”

Sunucu: “Hareket, Türkiye’de siyaseti nasıl etkiliyor?” diye sordu. Cevaben:

“Bu ayrılık üzerine bir şey daha söylemek istiyorum. Aralık 2013’te büyük bir olay yaşandı. Polis ve yargının içindeki Gülenist networkler Erdoğan ve ailesinin de dahil olduğu büyük bir yolsuzluk skandalını ortaya çıkardı. Bu Erdoğan’ı adeta çıldırttı. Bu olaydan sonra Gülen’i terörist ilan etti. Tutuklamak istedi. ”

17.05.2016 16:01