TAKİP ET
Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

Ferdin çiçek açması

Bir tek nev’ olan insanlık, binler nev’ hükmündedir ve her bir insan bir tür ve bir âlemdir. Yani her bir insan, çok farklı kabiliyetlere sahip olabilir. Onun için insanlar, bir tornadan çıkmış gibi eğitilemez ve yetiştirilemezler. İstidat ve temayüllerine göre talim ve terbiyeden geçirilmeleri gerekir.

Üstad Hazretleri 1911’de yazdığı Münazarat isimli eserinde; “Sizde zekâ var; zekatla çiçek açar.” diyor. Bilhassa cins dimağların eğitimi çok önemlidir.

M. Fethullah Gülen Hocaefendi, “Ümit Atlasımız” isimli kitabında şöyle diyor: “Cins dimağ dediğimizde, içinde yaşadığı çağı, toplumu, insanı, kâinatı, eşya ve hâdiseleri, kısaca her şeyi anlamaya çalışan, anladığı nazarî bilgileri pratiğe dökme gayreti içinde olan ve bu istikamette sürekli düşünen, sorgulayan, araştıran dimağları kastediyoruz. Bu tür insanlar, hakikat aşkına, ilim sevdasına ve araştırma tutkusuna kilitlendikleri için arkasına düştükleri problemleri, Allah’ın (cc) izniyle çözebilir, çok sürpriz başarılar ortaya koyabilir, düşüncelerdeki tıkanıklıkları açabilir ve böylece içinde yaşadıkları toplumun aydınlanmasına vesile olabilirler. Ama uranyum gibi olan bu güç, iyi eğitilemezse, Hitler gibi kendini hep üstün görme psikozuna tutulup insanlığın felâketine de sebep olabilir:

“Bu tür inhirafların temelinde esasında terbiye eksikliği vardır. Eskiden talimde bulunan yani öğreten insanlar aynı zamanda çok iyi eğitimciydiler. Hakiki mürebbiler, oturuşları, kalkışları, duruşları, inanç, düşünce ve dünya görüşleriyle çevrelerindeki insanlara her yönüyle örnek oluyor ve onları hâl diliyle terbiye ediyorlar. Fakat bugünkü tedrisat sisteminde eğitim ve öğretimin at başı gittiğini söylemek oldukça zordur. Öğretimde çok ileri noktalara gidildiğini düşünsek bile bu durum, eğitimdeki boşluğu doldurmayacaktır. Eğitim, potansiyel insanın hakiki insanlığa yükseltilmesi demektir. İdeal eğitimciler ise, mahir bir heykeltraş gibi insan abidesini ortaya koyabilecek kabiliyette olmak zorundadır. Eğer cins dimağlar, iyi eğitimcilerin elinden geçmiyor ve onların tesirinde yetişmiyorlarsa, ‘Her şeyi en iyi ben bilirim’ psikozundan sıyrılmaları ve başka insanlardan istifade edecek bir anlayışa kavuşmaları oldukça zordur.

“İdare etme konumunda bulunan insanlara çok ciddi sorumluluk düşmektedir. Evet, idarî konumda bulunanlar, bu tür insanları kazanma, onların içinde bulundukları toplumla uyumlu çalışmasını sağlama ve böylece onların kabiliyetlerinden istifade etme adına ciddi gayret göstermelidir. Eğer bu tür insanlar on kişinin yaptığı hizmeti yapacaklarsa, baştakiler de gerekirse on kişiye ayıracakları zaman ve emeği böyle birkişiyeharcamalıdır. ZirabilindiğigibiPeygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Halid İbn Velid, Amr İbnü’l-Âs, Muğîre İbn Şu’be (radıyallâhu anhüm) gibi müstesna fıtratların Müslüman olması adına ciddi gayret göstermiştir. Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) cahiliye toplumu arasında yer alan bu tür kabiliyetleri ayrı bir ihtimamla yoğurmuş, şekillendirmiş ve sonra da dinin emrine vermiştir. Tabii, netice itibarıyla bu sahabe efendilerimizin her biri İslâm adına çok büyük hizmetlere vesile olmuştur.”

“Osmanlı tarihine baktığımızda da Sultanların, deha seviyesinde bir kabiliyet sezdikleri an hemen onu kazanma adına ciddi gayret içine girdiklerini görürsünüz. O devrin idarecileri, feraset ve sezgileriyle, farklı din ve kültürlerden bile olsa bu kabiliyetleri keşfetmiş ve onları kazanmanın yollarını aramışlardır. Bu sayede Zağanoslar, Evrenoslar, Gazi Mihaller, Mimar Sinanlar, Sokullular (Allah hepsinden razı olsun) Müslüman olmuş, Osmanlı devletinin emrine girmiş ve hayatları boyunca insanlığa hizmet etmişlerdir. Bunların içinde kimisi komutan, kimisi sadrazam, kimisi de mimar olmuş ve neticede milletimiz adına çok yararlı hizmetler yapmışlardır.”

Evet onlara verilecek emek boşa gitmez.

20.03.2016 16:55