TAKİP ET
Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

Demokrasiden geriye dönüş yok

Faruk Mercan Bey’in, “Demokrasiden Geriye Dönüş Yok: Dünden Bugüne Fethullah Gülen’in Düşünce İstikameti” isimli kitabı “Blue Dome-New York” yayınlarından neşredildi.

Büyük ebatta 312 sayfalık kitapta, medyada Hocaefendi’nin 18 Kasım 1991 tarihinden günümüze kadar çıkan röportajlarında Türkiye’de ve dünyada tartışılan güncel konularla ilgili düşünceleri ele alınıyor. Bunlar, ön plana çıkan 11 konu başlığı altında sıralanıyor: “Kürt meselesi”, “Alevîlik ve Sünnîlik”, “Modernlik ve Laiklik”, “Batı medeniyeti ve Batılı değerler”, “Siyaset”, “İslâm ve demokrasi”, “Temel hak ve özgürlükler”, “Kadın”, “Terör ve cihad”, “Hoşgörü, diyalog ve birlikte yaşama”, “Türkiye’deki azınlıklar ve hakları”.

Bu kitabın asıl gayesi için yazar Faruk Mercan Bey, “Giriş” bölümünde şöyle diyor:

Bu kitabın amacı, Hocaefendi’nin 24 yıllık bir zaman dilimine yayılan röportajlarından bu temel konularda ifade ettiği düşünceleri okuyucuya sunmaktır.

1995 yılında, “Ben de Aleviyim” diyen Hocaefendi’ydi. 22 yıl sonra, Haziran 2013’te İstanbul’da yapılacak 3. boğaz köprüsüne “Yavuz Sultan Selim” ismi verilmesi Alevî vatandaşlarda ciddi hassasiyetle karşılaşınca şöyle dedi:

“Bir köprü yapalım derken, aradaki köprüleri yıkmayalım. Birlikte olmanın yollarına bakalım. Yan yana cami ve cemevleri inşa edelim.”

Hocaefendi’nin, “Fertlerin ahiret hayatlarını da dikkate alan bir demokrasi” ifadesini ilk kez ne zaman kullandığını ve ahiret boyutlu demokrasi ile neyi kasdettiğini bu kitapta bulacaksınız.

11 Eylül 2001’de Amerika’da ikiz kulelere yapılan saldırıdan sonra “cihad” konusu dünya gündeminin ilk sırasına yerleşti. “Fertler savaş ilan edemez.” diyen Hocaefendi, Usame Bin Ladin için şu ifadeyi kullandı:

“Bin Ladin’den nefret ediyorum. İslâm’ın aydınlık yüzünü kirletti.”

Hocaefendi; 11 Eylül saldırısından dört yıl önce verdiği bir röportajda da, “Terörle varılsa varılsa dünyada felâkete varılır, âhirette cehenneme varılır.” demişti.

Hocaefendi’nin İslâm toplumlarında kadının yeri ve kadın hakları konusundaki ifadeleri de oldukça dikkat çekicidir. Türkiye’de ileride bütün kadınların örtünme baskısı altında kalacağı iddialarına 1995’te verdiği cevap şöyleydi:

“Millete baskı yapma meselesi İslâm değildir… İsteyen başını kapatır. Müslümanlığın o mevzudaki bütün emirlerine riayet eder, bir başkası Müslümanlığa inanmıyorsa ve ateistse, o insan hiçbir şeye inanmıyorsa, onu kendi anlayışıyla, kendi hayat tarzıyla baş başa bırakacaksınız.”

Hocaefendi, 1994’te başlattığı diyalog ve hoşgörü süreci hakkında 1997’de şunu söylüyor:

“Hiçbir şeye karşı cihad ilan edilmese de, mümkünse hoşgörü için cihat ilan edilmelidir. İnsanlara karşı değil, kötü duygulara, kötü tutkulara karşı yumuşak bir mücadeleyle insanları iyiye, güzele inandırmalıdır. Bu konuda bedel ne olursa olsun, ödenmeye değer… Bu toplum; uzlaşmayı, anlaşmayı, birleşmeyi, bütünleşmeyi eğer caminin avlusunda, bahçesinde gerçekleştirecekse, bence bunu caminin içinde ihtilâfa düşmeye tercih etmelidir.”

Bu kitap, Hocaefendi’nin 24 yıl boyunca işte bütün bu hayati konularda söylediklerine dair sizi bir ufuk turuna davet ediyor.

22.05.2016 17:50