TAKİP ET
Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

Cihana yetecek sulh tohumları

Judith Malika Liberman, “ Dünyanın dört bir yanından gelen, pek çok farklı gelenekten toplanmış bilgelik hâzineleri ” olan ve “Yıllar içinde büyük öğretmenlerin ve yetenekli hikâyecilerin hayal gücünün süzgecinden geçip zenginleşen ” masalları “ Masal Terapi ” isimli kitabında toplamış, “ Çiftçi ve mısır ” başlıklı bölümde şöyle diyor:

“ O sene yetiştirdiği mısır, tarım festivalinde birinci seçilen bir çiftçi, tohumlarını ülkenin dört bir yanındaki çiftçilere dağıtarak, herkesi şaşırttı. Ona neden böyle yaptığını sorduklarında ‘Cömert bir davranış gibi görünebilir ama aslında epey bencilce davrandım. Doğada hiçbir şey birbirinden ayrı değildir. Tarlalarımızın sınırlarını biz görürüz ama rüzgâr görmez. Bir tarladan bir poleni alıp diğer tarladaki mısıra taşır. Bu yüzden komşularımın benden daha düşük kalitede mısır yetiştirmesinden ben de zarar görürüm. Ancak etrafımdaki herkesle birlikte olursa en iyi kalitede mısır yetiştirebilirim.’ diye açıkladı ”

Burada anlatılanlar ile Hizmet Hareketi arasında büyük bir benzerlik var. İlmî ve fikrî bir hareket olarak bu adanmışlar hareketi, kendi güzel ve olgun felsefesinin tohumlarını bütün dünyaya taşımak istiyor. Artık küçük bir köy hâline gelen dünyada tek başına bir toplumun ve ülkenin sulh içinde mutlu olması mümkün değil… Çalışıp kaliteli hale getirdiği sulh tohumlarını bütün cihana taşıması gerekmektedir…

Evet, bu hizmet önce kendi ülkesinde umumî sulhu isteyen, herkesi kendi konumunda kabul eden bir anlayışta herkese örnek teşkil edecek muhabbet fedaileri yetiştirdi… Sonra da bu kaliteli örnekleri, bütün dünyaya birer tohum gibi saçtı… Tohumlar fidan olup boy attılar. Onların başaklarından binlercesi yetişti. Artık çoğu Türkiye’nin rehberliğine ihtiyaç duymuyor ve kendi kendilerine yetiyorlar. Tohum atanları bile şaşırtıyorlar. Aynen “Öyle bir ekin ki, filizini çıkarmış, sonra da onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış da artık gövdesi üzerine doğrulmuş. Öyle ki, tohum saçıp ekin ekenleri bile hayrette bırakır. ” (Fetih Sûresi, 49/29) âyetinde anlatılanlar gibi…

Bilhassa mağmalar gibi kendi iç âlemlerinde çatlayıp patlayan, dünyanın çeşitli çatışma bölgelerinin cehenneme benzeyen görüntülerinin tam orta yerlerinde bile, hayat bulup yaşayışını sürdüren sulh adacıkları hükmünde hizmet okulları, öbek öbek bu ihlâsta ve güzellikte dünyayı sardığı zaman gerçekten umumî sulhun temelleri atılmış demektir.

Evet, köy haline gelmiş bir dünyada sadece bir bölgenin mutluluğu söz konusu olamaz. Barış ve mutluluk bütün cihanda yaygın hâle gelince, işte o zaman gerçek huzur tahakkuk etmiş olacaktır.

Bunun için hizmet erleri, muhabbet fedailerine düşen vazife; aralarındaki, kardeşliği, dayanışmayı, birliği, dirliği muhafazadan ibarettir. Cenab-ı Hak bu hizmeti hiç ümit edilmedik kimselere, hatta en muhalif insanlara bile yaptırabilir…

14.03.2016 17:07