TAKİP ET
Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

Amerika’dan sonra Almanya…

28 Mayıs 2016’da Düsseldorf’ta 160 ülkeden 2500 öğrencinin katılımıyla Dil ve Kültür Festivali (IFLC) gerçekleştirildi. Tam bir ay önce 28 Nisan’da Washington’da gerçekleşen bu festivale Obama özel temsilcisi ile mesajını göndermiş, takdir ve tebriklerini ifade etmişti. Her iki mekanda da gerçekten de dünyanın bütün renkleri ve kültürleri bir araya getirilmeye çalışılmıştı.

Bir gün sonra da 29 Nisan’da Birleşmiş Milletler’in New York’taki salonunda Ban Ki moon’un bu festival ile ilgili enfes ifadelerinden takdir ve tebrikleri dinliyorduk. 29 Mayıs’ta da bu festivalin bayrağı Fransa’da, Cumhurbaşkanı Holland’ın himayesinde dalgalanıyordu… Şu kaderin işine bakar mısınız? Kendi ülkesinde parya muamelesi gören bir hizmet dünya çapında takdirle yad ediliyor!.. Hani derler ya, “Kötü ev sahibi kiracısını ev sahibi yapar.” İşte kendi fâniliklerini unutup, kendilerini Türkiye’nin sahibi zannedenler; Türkçe Olimpiyatlarına, ülkemizde yasak getirmekle, bu işi bütün cihanda, 160 ülkeden 2500 öğrencinin katılımıyla 30 dan fazla ülkede dil ve kültür festivaline dönüşmesine sebep oldular. Yani mesele bütün dünyaya mâl oldu.

Eğer işin tâ başına gidecek olursak 1925’lerin başında Van’ın Erek Dağının Zernabat Suyunun başına birkaç talebesiyle çekilerek ders vermeye başlayan Bediüzzaman Hazretlerine musallat olup dünyayı başına dar eden yasakçılar, hiç farkına varmadan, İlahî bir lütfun coşmasına vesile oldular. Çünkü eğer Üstad oralarda kalıp gitseydi dar bir dairede, dünyayı aydınlatma potansiyelindeki enerjisini üç-beş insanla belki de tüketip gidecekti. Ama onların tasallutu ve zâlimâne taarruz ve baskılarının tetiklemesiyle cihanı ve gelecek asırları tenvir edecek bir NUR merkezi meydana geldi ve o müthiş potansiyel de muattal kalmaktan kurtarıldı. Barla ile başlayan sürgünler, beldelerin Hızır Çeşmelerine kavuşmalarına hizmet etti… Kaderin bilemediğimiz işte böyle garip tecellileri var…

Evet günümüz hak ve hukuk bilmezleri de farkına varmadan yaptıkları gadir ve zulümlerle işte böyle dünya çapında güzelliklere ve Hizmetin itibarının her yerde artmasına sebep oluyorlar. Ama bu hayır ve güzelliklerin o gaddar zâlimlere hiçbir faydası olmayacak… Nasıl ki, şeytanın tuzakları, bazı insanların evliya olmalarına vesile olacak ama şeytana hiçbir faydası olmayacak…

Düsseldorf’taki bu programın sunucuları Katja Burkard ve Marko Ströhlein salonu çoşturarak stardı verdiler…

Bu festivalin sürpriz konukları da vardı. Bunlardan birisi Birleşmiş Milletler Gençlik delegesi Eric Klausch idi. “Merhaba Düsseldorf! Burası müthiş bir salon!” diye başladı, ince ince mesajlar vererek: “Bu festivalin, bu dönemde bu yıl özel bir önemi var. Öyle bir zaman ki; dünyadaki bir çok politikacı yanlış korkulardan dolayı tekrar geri bir devlet anlayışına düştü. Bu yüzden geniş halk kesimlerinin korkuları var. Bu korkulardan dolayı insanî adımlar atmaktan kaçınıyorlar.” dedi.

İkinci sürpriz, Eurovision birincisi Jamala (Cemîle) idi… Cemile, Ukrayna adına katıldığı 2016 Eurovision Şarkı Yarışması Birincisi… Eurovision’da kendisine birinciliği getiren Kırımlı Tatarların vatanlarından sürgün edilişini anlatan 1944 adlı şarkısını seslendirdi. IFLC’nin önemine dikkat çeken Cemîle, burada bir çok ülkeden öğrencinin sergiledikleri sanat etkinliklerini takdir etti. Büyük bir takdir toplayan ve yoğun alkış alan sanatçı, salondakilere Türkçe teşekkür etti…

“Yeni bir dünya” şarkısı ile sona eren programın sonunda büyük sevinç yaşadığı gözlenen RTL televizyon sunucusu Katja Burkard hanımefendi gözyaşlarını tutamayarak festival çocuklarına sarıldı ve Türkçe olarak “Çok teşekkürler, harikaydınız…” diyerek programını bitirdi.

05.06.2016 17:18