TAKİP ET
Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

Aşan bilir karlı dağın ardını…

Son bir yıldır mülteci krizine ve mültecilerin entegrasyon sorununa çözüm bulma adına Avrupa Birliği’nin merkezi Brüksel’de yüzlerce toplantı, konferans, seminer ve yuvarlak masa düzenlendi ve düzenlenmeye devam ediyor.

Bu toplantılara çoğu zaman bilirkişi kimliğiyle davet edilen UNITEE Başkanı Dr. Adem Kumcu, Avrupa’da yaşayan yabancıların ve özelliklede Müslümanların kurmuş oldukları sivil toplum örgütlerine, mülteci krizinin çözümünde tarihi bir rol düştüğünü belirterek , diyor ki: “Mülteci krizi, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa Birliği’nin en ciddi krizlerinden birine dönüşüyor. Afganistan, Irak ve özellikle Suriye’den 2015 yılında Avrupa’ya bir milyon mülteci sığındı. Bu rakama 2016 yılında gelmesi beklenen 1.5 milyon mülteci de eklenince Avrupa Birliği’nde dengelerin alt üst olacağı söyleniyor. Birliği oluşturan 28 üye ülkenin, mülteci krizinin çözümünde, ortak bir eylem planında anlaşamaması halinde, birliğin temellerinin ciddi şekilde sarsılması bekleniyor. Birlik üyesi ülkelerin birbirlerinden kopuk ve zararı komşuya yüklemeyi hedefleyen taktikleri, meseleyi içinden çıkılmaz bir siyasi krize dönüştüreceğinden endişe ediliyor.

Savaş bölgelerinden Avrupa’ya gelen Müslüman mülteci akımı hızla devam ediyor ve bu durum, birçok Avrupa ülkesinde popülist, fırsatçı ve kötü niyetli siyasilerin Avrupa kamuoyu tarafından sevilmesine, yabancı ve mültecilere karşı ırkçı, İslamofobik söylem ve şiddettin giderek daha da artmasına sebep oluyor.

“Avrupalı parlamenterlerle kahvaltıdan, Avrupa komiserleriyle akşam yemeğine, düşünce kuruluşlarıyla söyleşiden, üst düzey bürokratlarla birebir görüşmeye, akademik konferanslardan, iş dünyası çalıştaylarına, sayısı belirsiz toplantıya davet ediliyoruz. Katıldığımız toplantılarda, konfederasyonumuz UNITEE’nin çözüm önerilerini, en yetkili şahsiyetler kemali ciddiyetle dinliyor ve bu önerileri geliştirmekte oldukları eylem planının temel taşları haline getiriyorlar. Yarım asırlık göç tarihinin Avrupa’daki Türk insanına kazandırdığı entegrasyon, girişimcilik, istihdam ve beraber yaşama sanatı konularındaki tecrübelerinden istifade etmek istediklerini ifade eden yetkililer , ‘Mültecilerin ihtiyacını akademisyenler, bürokratlar ve siyasilerden ziyade sizler, zor şartlarda yaşayarak edindiğiniz acı tecrübelerle daha iyi anlarsınız, bizlere yardımcı olun, sizlere ihtiyacımız var’ diyorlar.”

“Müslümanları haksızca kötüleyen İslamofobların her geçen gün artan nefret söylemlerine inat, dinimizin bir sulh, hoşgörü ve dayanışma dini olduğunu, mülteci sorununun çözümünde gösterdiğimiz samimi gayretlerle Avrupalılara hal diliyle göstermeliyiz. İşadamları derneklerimizden, insani yardım derneklerimize, eğitim kurumlarımızdan, kültür ve sanat vakıflarımıza bütün müesseselerimizi seferber edip, düşenin dostu olduğumuzu, iyi gün değil kara gün dostu olduğumuzu, aşk, akıl ve cesaretle yoğrulmuş, emin, ehil ve samimi hamlelerimizle ispat etmeliyiz. ”. Amansız bir savaşın pençesinden kurtulmak için vatanlarından ayrılma mecburiyetinde kalan, son derece tehlikeli yolculuk serüvenleri esnasında soygunculara yem olup, denizlerde boğulma tehlikesiyle ölümle yüzleşen ve Avrupa kapılarında acımasızca bekletildikten sonra ırkçı muamelelere tabi tutulan bu çaresiz insanlara, herkesden evvel bizler el uzatmalıyız. Göçün, gurbetin, vatandan cüda olmanın ve hasretin acı tecrübesini hakkal yakin tecrübe edip, feleğin eleğinden geçmiş garipler anlar mültecilerin derdini.

Evet, Aşık doğru söyler:

Aşan bilir karlı dağın ardını…
Çeken bilir ayrılığın derdini…

15.03.2016 17:02