TAKİP ET

Ömer Ersoy

Aşk’ın Mahkemesi_Damarlarımda Akan Sızı

Her şeyin hamuruyla yoğrulduğu, yokluktan sıyrılıp varlık elbisesi giyindiği, velhasıl yüreklere nakış nakış işlenmiş bir kanaviçe, bir ab-ı hayat çeşmesi, kaynağı ötelere ait olan kainatın özü ve mayası, üç hece “aşk”… O`na dair şiirsel bir dokunuş. Bir anlatım. Bir öykü.

Davacı: Sevgili

Sanık: Can

Suçu: Sevmek

Hakim:

Suçlu ayağa kalk, suçun nedir söyle?

Cana kıyan bir Katil, garipten çalan bir Harami yoksa toplumun ahlak ve huzurunu bozan bir Asi misin?

 

Sanık:

Ne bir Katil,

Ne bir Harami,

Ve nede bir Asiyim!

Bendeniz, bir garip mecnun. Bir güzel gördüm kahverengisine yeşil düşmüş gözlerimle.

1)

Denize yansıyan gökyüzü

Gözlerinden almış rengini

Deniz yosunu gözlerinden Sevgili`nin…

Rüzgarda dalgalanan saçları, düşüverdi sineme dağlarcasına. Sıcacak bir kan oldu, damarımda. Usul usul sızdı kılcallarımla Gönlüme, şelale oldu aktı derinlere.

 

Hakim:

Oğlum, tek suçun sevmek midir?

Zamane günümüzde; aşklar sevgi dilenirken boynu bükük, aşklar mana`dan cismaniyete kaymışken değerlerini üç kuruşa satarak

 

tek suçun

Sevmek midir?

 

Sanık:

Efendim,

haddimi aşarak sanık sandalyesinde sevgiden, sevgiliden şikayetçi olacak, Beyaz`a nokta kadar dahi olsa siyah sürecek bedbaht birisi değilim. Bir dağı bile eteklerinde, uçsuz bucaksız vadilerinde bulunarak eleştiremezsiniz. Biraz uzağından bakmak gerekir. Zira o küçük bir tepe değildir. Zirvesi göklere kadar uzanır. Sevgide aynen bu örnek gibidir. Sonsuza serilmiş, sınırsız ve uçsuz bucaksız renk renk kilim gibidir.

2)

Ay geceyi örtünmüş

Bir mezarın başucunda

Göz yaşları döker yıldız yıldız

Suçu sevmek olan Mecnun`a

 

 İsmi meçhul, bilinmezlerde

Mezar taşında yazan,

Sevda Yoksulu…

 

Hakim:

Bu Sevda`nın hamuru gözyaşı ve kalp kırıklarıyla yoğrulmuş. Buna ne diyeceksin, oğlum?

 

Sanık:

Aşk`ta sevgiyi gözyaşlarıyla yıkayıp büyütmek gerek. Kalp kırıkları yürek sızısıdır. Aşkın imtihanı, Varlık-Yokluk arasındaki gel-gitleridir. Gözyaşı ve Kalp Kırıkları sevenin Aşk`a olan sadakatinin ölçü birimidir.

 

Hakim:

Oğlum, anladım ki;

sevdaya susamışsın, kana kana içmek için. Aklımın yetmediği,  nutkumun tutulduğu bir konu var.

Anlatırmısın!

Nasıl olurda insan yaşarken ölür?

 

Sanık:

Bende bilmezdim, yaşarken insanın ölebileceğini. Meğer insan yaşarken de ölüyormuş. Gündüzler gece elbisesini giyinmiş, beden denen evimin üstünde. Gök inler bütün dolmuşluğu ile yağmur yağmur…

3)

Morkta* sessizce bir cesed yatar

Ayakucuna tutuşturulan papirüs parçası

Adı: Can

Soyadı: Gönül Sızısı

Doğum Tarihi: Bir Ağustos Günü Harman Zamanı

Ölüm Tarihi: …

Sona erer,

Ölüm sebebi yazar,

Sevda Yoksulu…

 

*) Mork :( Burada) Dünya anlamında kullanılmıştır.

 

Hakim:

Aşk;

Madem böyledir Oğlum!

Madem acı, kalbine batan cam kırıklarıdır.

Doğum ile ölüm arasında.

Ayrıl sevgilinin yurdundan, unut gönül çaylarında beslenen yosun gözlü

Güzel Ceylan`ı!..

Arın Sevdanın Kara`sından…

 

Sanık:

Vurun!

Sözlerinizle birde siz vurun hançeri sırtımdan. Akıtın damarlarımdan zehri, birde siz öldürün. Kıyın canına -gül`e hayat bahşeden aşk mısralarını şakıyan- bülbül`ün. Soldurun gül`ü.

4)

Kök saldı gönlüme Gül (sevdan)

Deli divane öter Bülbül (akıl ve kalp)

Serap olur, kuma düşer

Aşkınla erir Benlik.

Nafile çırpınışlar Sevdam

Dolduramadım – doyuramadım kalbini

Ne Çare…

 

Söylermisin hangi şehit pişmandır aldığı Yara İzi`nden, hangi gazi utanır taşıdığı Yara İzi`ni göstermekten.

Sevdam kalbimde taşıdığım Yara İzi`m. Damarlarımda Akan Sızım. Unuttukça açılır yara, hatırda tutuldukça kapanır yavaş yavaş.

 

Hakim Bey!

Sözün Özü; sözün sonu

Kır kalemimi, kes cezamı

Yaşamayı neyleyim…

 

Sevdam!

Damarlarımda Akan Sızı…

 aşigan_bicane

Aşıklık kitabında aşk `ta Sevgili`den gelen ne olursa olsun vefa yada cefa ikisi de cana safa sayıldığı için mahkemenin biz naçiz kullara, bendelere bakan tek taraflı bir boyutu vardır. Kalp tuvaline kün fırçasıyla nakşedilen ve terennüm edilen aşk beşeri dahi olsa kendi kıymetince ve her haliyle bir değer kazandıracaktır. Yüreklere nakış nakış işlenmiş bir kanaviçe, bir ab-ı hayat çeşmesi, kaynağı ötelere ait olan sevgi yine -her nimet kendi cinsinden şükür ister düsturunca- asıl verilmesi gereken makama, yani ötelere teslim edilirse küçücük dünyalara, gezegenlere, yıldızlara, hatta kainata sığmayan, sadece bir Koca Yürek`e sığacaktır.

Vesselam…

03.09.2015 13:23