TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

14 Aralık

Bazı günler önemlidir.

Önemlerini o günlerde yaşanan sıra dışı olaylardan alırlar.

14 Aralık da öyle bir gün.

İleride 14 Aralık’ı çok anacağız. Birbirimize, “14 Aralık’ta neredeydin?“ diye soracağız.

Belki hayatımızda birçok şeyi unutacağız. Ama 14 Aralık’ta nerede olduğumuzu, ne yaptığımızı unutmayacağız.

Zira insanlar duygu yoğunluğu yaşadıkları, duygu yoğunluğu ile gördükleri, öğrendikleri şeyleri unutmazlar.

Öğrenmek böyle bir şeydir.

***

Bana gelince..

Ben 14 Aralık’ta ben Offenbach’taydım. Gazetenin merkez binasında.

Berlin merkezli çalışıyorum. Ama iş gereği eski çalışma mekanına gelmiştim.

Tutuklamalar burada bulunduğum saatlere denk geldi. Canlı yayından dakika dakika izledim.

Üzüldüm.

Birçok arkadaşımızın gözleri yaşarmıştı. Benim de öyle oldu.

Neden üzüldüm? Gelecek korkusu mu?

Hayır.

Türkiye’nin geldiği noktaya üzülüyordum.

Türkiye’nin kronikleşmiş sorunlarını çözmesini istiyordum.

Hiç bir dini veya etnik grubun kontrolünde olmadan herkese eşit muamele eden, adalet dağıtan bir ülke olmasını istiyordum.

Makamın ilişkiye değil liyakata göre verildiği, emeğin bir karşılık bulduğu, kalkınmanın olduğu bir ülke olmasını istiyordum.

Ama gördüklerim eski Türkiye’yi andırıyordu.

Bunun için üzülüyordum.

***

Ama yaşananlar yaşandı bir kere.

Kesin inancım şu:

14 Aralık bu gazetenin ve bu camianın tarihine altın harflerle yazılacak.

Bugün kötü görülen şeyler iyi, iyi görülen şeyler kötü olabilir.

Almanya’da yaşıyoruz, Almanya’dan örnek verelim:

Bu ülkede bir Spiegel-Olayı yaşanmıştı 1962 yılında. Bir kapağından dolayı dergi basılmış, redaksiyonunda arama yapılmış, tutuklamalar olmuştu.

Ama sonuç itibariyle hükümette değişiklikler oldu.

Der Spiegel bu işten itibarı güçlenerek çıktı. Hatta “Sturmgeschutz der Demokratie“ benzetmesi bu dönemden kalmadır.

Demokrasinin Taarruz Topu.. Olayın üzerinden yarım asır geçmiş, herkes unutulmuş, ama bu benzetme kolektif hafızaya kazınmış.

Bir medya organı için bundan daha güzel ödül olabilir mi?

***

Bu nedenle:

Şüphe yok.. 14 Aralık Zaman’ın tarihine altın harflerle yazılacak.

Zaman adı demokrasi savunmasının başka bir adı olacak.

Aynı şey camia için de geçerli.

Ortada bu kadar hakaret, saptırma, yalan dolan var. Birileri devlete sınavsız eleman alıyor. Yolsuzluk iddiaları ayyuka çıkmış. Devletin genetik yapısı ile oynanıyor. Akil olması, kucaklayıcı davranması gerekenler topluma gerilim üstüne gerilim pompalıyor.

Tüm bunları dindarlık adına ortaya çıkan bir parti yapıyor.. Dindar görülen, dini temsil ettiği düşünülen kesimler ise tüm bunlara arka çıkıyor.

Ama insanlar saf değil.

Herkes her şeyi görüyor. Görüyor ve hafızalara maalesef din ve dindarlık adına iyi şeyler kazınmıyor.

Ama bu camia haksızlığın yanında durmuyor.

İleride birileri, “Müslümanların ahlaki duruşu sakattır. Hırsızlığa, haksızlığa aldırmaz. Bu dünyadaki duruşu sakat olan insanların da öbür dünya ile ilgili sözlerine itibar edilmez” dediğinde, “Hayır, herkes öyle değildi” diyebileceğimiz bir örnek var karşımızda.

Bugünler karanlık görünse de ilerisi aydınlık.

***

Sahiden..

14 Aralık’ta siz neredeydiniz?

15.12.2014 18:30