Yandex.Metrica

100 bin okul yöneticisinin görevi sona eriyor

Hükümet, dershaneleri kapatan kanun tasarısını önceki gece Meclis’e sundu. Eğitim personeli ve teşkilat yapısında radikal değişiklikler öngören tasarı yasalaştığında, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bünyesinde büyük bir tasfiye operasyonunun önü açılmış olacak.

Bakanlıktaki grup başkanlıkları kaldırılacak, müsteşar hariç tüm üst düzey bürokrasi görevden alınacak. Bütün il milli eğitim müdürleri, görev süresi 4 yılı geçen okul müdürleri ve müdür yardımcılarının görevine son verilecek. Eğitimcilerin sıkça eleştirdiği ‘sözlü sınavlar’ her alana yayılacak. Sözlü sınav sonucunda bakanlık, KPSS’yi kazanmış adayı öğretmenliğe atayıp atamama hakkına sahip olacak. Büyük suistimallere ve keyfîliklere kapı aralayan tasarı, eğitim camiasını ayağa kaldırdı. Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, hükümetin mülakat şartını, yandaşlarını öğretmen yapmak için getirdiğini, kendinden olmayanlara ise yaşama hakkı tanımayacağını söyledi. Düzenlemenin ardından 100 bin okul yöneticisinin görevinin sona ereceğini vurgulayan Koncuk, öğretmenlerin kazanılmış haklarının alınmasına karşı gerekirse 800 bin öğretmen ile her türlü eylemi gerçekleştireceklerini ifade etti. Aktif Eğitim-Sen Genel Başkanı Osman Bahçe de tasarıda içerik ve usul bakımından iyi niyetle telifi mümkün olmayan düzenlemeler yer aldığını belirtti. Bahçe, öğretmen atamalarında keyfî ve illegal uygulamaların legal hale getirildiğini, tüm yöneticiliklerin müktesep hak olmaktan çıkarılıp siyasî vesayete açık vekalet uygulamasına dönüştürüldüğünü dile getirdi.

Meclis’e gönderilen Milli Eğitim Temel Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören tasarının temel konusu dershanelerin dönüştürülmesi olarak yansıtılsa da MEB’in yapısını kökten değiştirecek maddeler içeriyor. Tasarıyla birlikte bakanlıkta müsteşar hariç tüm üst düzey yönetimin kanunla değiştirilmek istenmesi eğitimciler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları (STK) tarafından çok büyük tepki çekti. Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, tasarının eğitim sisteminde kapatılamaz yaralar açacağı uyarısında bulundu. Dershane öğretmenlerinin KPSS’siz sözlü sınavla MEB kadrolarına alınmasının yıllarca KPSS’ye girerek çalışan öğretmenlere haksızlık olduğunu vurgulayan Koncuk, “MEB’de var olan torpil ve adam kayırma furyası bugüne kadar tertemiz yapılan öğretmen atamalarına da sıçrayacaktır. 6 yılını dolduran dershane öğretmenlerinin KPSS’siz mülakatla MEB kadrosuna alınması, hükümetin, kendi adamlarını hiçbir kritere bağlı kalmadan, sırf yandaşı diye MEB’de istihdam etmesi anlamına gelecektir.” dedi.

Koncuk, öğretmen alımlarında getirilen mülakat şartının da yandaşları korumaya matuf olduğunu belirtti: “Hükümet, aday öğretmenlere getirilen bu kriterleri yine kendi yandaşlarını korumak, kollamak, onları öğretmen yapmak; kendinden olmayanlara ise yaşama hakkı tanımamak için getirmiştir. Bununla birlikte; ideolojik, siyasi anlayışlar ve ahbap-çavuş ilişkileri ön plana çıkacaktır. Siyasi iktidar istemediği öğretmenin stajyerliğini kaldırmayabilecektir.”TBMM’ye sevk edilen yasa tasarısında dershanelerin kapatılmasının yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı’nın müsteşar hariç tüm üst düzey yönetiminin değişmesinin de yer aldığını dile getiren Koncuk, böylece hükümetin üst düzey görevlileri keyfi şekilde görevinden alabileceğine işaret etti. Bu durumda görevden alınan üst düzey yönetimin kazanılmış haklarının ne olacağı sorusunu soran Koncuk, okul müdürlerinin bundan sonra sınav sonucuna göre değil de 4 yıllığına vali tarafından görevlendirileceğine işaret etti. Koncuk, şunları kaydetti: “Burada da okul müdür ve müdür yardımcılarının kaderi il milli eğitim müdürlerinin ve valilerin yani hükümetin iki dudağı arasında olacaktır. Kendilerine biat edenler, yandaşlar, torpilliler okul müdür ve müdür yardımcısı olarak 4 yılın ardından bir dört yıl daha görev yapacak, ancak hükümetin emir kulu olmayanların görevlerine son verilecektir.”İsmail Koncuk, yine Talim Terbiye Kurulu’nun görev ve yetkilerinin Milli Eğitim mevzuatı konusunda ‘karar vermekten’ ‘görüş bildirmeye’ çevrildiğini söyledi. Bunun, Milli Eğitim’in beyni olan Talim Terbiye Kurulu’nun tüm yetkilerinin budanacağı ve by-pass edileceği anlamına geldiğini vurguladı. Koncuk, “Anlaşılan o ki, Milli Eğitim Bakanlığı’nda tek adamlık anlayışı yerleşecek, bakan ve müsteşar dışında hiç kimse tam bir yetkiye sahip olamayacaktır.” ifadelerini kullandı.

Tayin ve terfiler, siyasî referansla yapılacak“Bakanlık uygulamalarında iyi niyetli davranmıyor. Dershanelerin halka rağmen dönüştürülme kılıfıyla kapatılmaya çalışılması, fişleme iddiaları, tasfiye ve kıyımlar, tayin ve terfilerin liyakat yerine siyasi referanslarla yapılması, milletin kabulü aranmadan ‘ben yaptım oldu’ mantığıyla bir gecede yapılan köklü sistem değişiklikleri gibi tartışmalı uygulamalarıyla tartışılır hale gelmiştir. Tüm yöneticiliklerin müktesep hak olmaktan çıkarılıp siyasi vesayete açık vekalet uygulamasına dönüştürülmesi, tecrübe ve birikimin zirvesinde olmalarına rağmen kendi istekleri dışında şahsa bağlı müşavirlik kadrosu adı altında havuz problemi olarak sistemin dışına itilmiş onlarca kıymetli bürokrat varken bunlara ilave olarak merkez ve taşra teşkilatlarında görevli mevcut bürokratlardan pek çoğunun da havuza gönderilmeleri gibi içerik ve usul bakımından iyi niyetle telifi mümkün olmayan düzenlemeler yer almaktadır.”Koca teşkilat, tek kişinin iki dudağı arasındaCHP Milli Eğitim Kültür Gençlik ve Spor Komisyonu Üyesi Engin Özkoç: “Bugüne kadar mevcut hükümet Sayın Başbakan’ın yönettiği bir Türkiye yaratabilmek için bütün kurumsal ve bürokratik yapıyı değiştirebilmek için yasa tanımaz bir tavır sürdürüyor. Bunu aslında 11 yıldır yapıyor ama bu son 1 yıl inanılmaz bir dönem yaşıyoruz. Bu yasa tanımaz tavır emniyet güçlerinde uygulandı, hukuk üzerinde uygulandı, şimdi de Milli Eğitim üzerinde uygulanıyor. Türkiye’nin bütün temel yapı taşları değiştirilerek bunlar aslında hukuki çerçevede yapılabilir şeyler olabilir ama hukuk tanımaz şekilde değiştirilerek demokrasiye ve devlet yapısına aykırı bir biçimde değiştirilerek sadece şu sözün altına sığabilecek bir kelime bu: Diktatörlüklerde olabilecek bir anlamda bütün temel taşlar değiştiriliyor. Bürokrat kadroların değiştirilmesi de yine yasa tanımaz bir haldedir. Burada sözlü sınava tabi konulması şunu gösteriyor: Yine bir tek kişinin iki dudağı arasında koskoca bir milli eğitimin temel taşlarının değiştirileceği anlamına geliyor.”Mülakatla alımlar yeni sorunlar doğururTürk Eğitim Derneği Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu: “Müsteşar dışında diğer müdürlerin görevden alınmasının gerekçelerini tam anlamadım. Ömer Dinçer zamanında yapılan bir yapısal değişiklikti. Bakanlığın hantal yapısı ile ilgili bir değişiklikti. Fakat burada yapısal bir değişiklik gözükmüyor. Tahminimce bu, kanun tartışmalarında açığa çıkacaktır. Atama ile ilgili MEB’in bir sorunu olduğunu düşünmüyorum. Farklı görüşler farklı yerde olduğu zaman sorunlar ortaya çıkıyor. Ama şimdi atama ile ilgili bir sorun gözükmüyor. Bir de Talim Terbiye Kurulu’nun işlevi doğrudur görevini yerine getiriyordur getirmiyordur ama Cumhuriyet’in en önemli kurumlarından bir tanesidir. Bunun tamamen pasifize edilmesinin de işlevini yapamadığından dolayı mı sorularının da kamuoyu ile tartışılıp paylaşılması gerektiğine inanıyorum. Öğretmenlere getirilen sözlü mülakat ile ilgili de dershane öğretmeni olmasa da öğretmen olmak için KPSS ile mücadele eden bir sürü öğretmenimiz var. Bir sorunu düzeltirken yeni bir sorun doğurmamamız gerekir.”Daha fazla kadrolaşma ve mağduriyet getirirEğitim-Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik: “Bu haliyle hem Milli Eğitim’deki yapıyı altüst edecek. Daha fazla kadrolaşma ve daha fazla mağduriyet getirecek. Kabul edilecek bir uygulama değil. 200 bine yakın KPSS’ye girmiş atama bekleyen öğretmen var. Onların sorununu çözmeden hiç KPSS şartı aramadan özel okulda çalışan öğretmenin mülakatla atanacağı gibi ibareler var. Mülakat, liyakati esas almayan bir şey. Objektiflik esas değil. AKP katılımcılığı artırması gerekeceğine daha bürokratik merkezi bir yapı ortaya çıkarıyor. Bakanlık, görüşleri dikkate almıyor. Daha çok çatışmayı ve kutuplaşmayı derinleştirecek bir metot.”

08.02.2014 01:00