TAKİP ET

Zulümler karşısında mazlumlara düşen görev!

Değerli Ümit Burcu! Türkiye’den yazıyorum. Yapılan zulümlerin duyurulmasını istiyorum. Türkiye’deki 40 yıllık hizmet kurumlarını ve dünyanın 170 ülkesine bin bir emek-gayret-çileyle açılmış 30 yıllık okulları da kapatmaya çalışıyorlar. Bu okulların-yurtların yapımında emeği, yardımı geçenler, 90 yaşındaki hayırsever hasta yatağında evine baskın düzenlenip tutuklanmak isteniyor. Bir diğeri 80 yaşında olsa bile tutuklanıyor. Ev hanımları elleri kelepçeli ve canice hapse atılıyor. Lakin Türkiye halkı hala uyuyor ve uyutuluyor. Bu zulümlere ve zalimlere karşı ne diyorsunuz? Ne yapmamız gerekir ki “neme lazım” diyenleri uykudan uyandırabilelim? MAZLUM

Değerli Mazlum kardeşim! “Bir zulmü engelleyemiyorsanız, en azından onu herkese duyurun.” demişti, Bilge Kral A. İzzetbegoviç. Her şeyi gören ve bilen Rabbim her şeyden haberdar. İmtihanın bitmesi bekleniyor. İmtihanın zorluğu nispetinde elde edilecek ödüller de o kadar değerli olacak. Hakk’ın hoşnutluğu kazanılacak inşaallah. Yalnız değilsin. Tarih boyu ne ilksin ne de son olacaksın. Hak davanın taraftarları zalime boyun eğmedikleri için sadece mazlum olmamışlar; yerine göre mağdur, mahkûm ve muhacir olmuşlar fakat asla pişman olmamışlardır. Halinden, dilinden anlaşılmadığından şikâyet ediyorsun. Şikayet etme. Şikayet edeceksen halini halka değil, Hakk’ka şikayet et. Yakup Aleyhisselam’ı örnek al… Mazlumun halinden anlamayanlar, dinlemedikleri için anlamıyorlar. Dinleyenler de o iniltileri ninni gibi dinliyorlar. Neme lazım deyip, zulme ortak oluyorlar. Zalim, insanlıktan ve insani değerlerden uzaklaşmış, vicdanı kararmış, gözü dönmüş defolu birer insanlık ürünüdür. Gidip duracakları yeri, çağın mazlumu “Zalimler için yaşasın cehennem.” diyerek tarihe not düşmüştür. Peki, zalimlere destek olanlara, zulümlere ses çıkarmayanlara veya ses çıkaramayanlara ne demeliyiz? Allah insaf versin de bu yanlışlarında ısrar ederek dünya ve ahiretlerini berbat etmesinler temennisinde bulunmamız gerekir.

Değerli kardeşim! Cadı avı yapılan şu ifritten günlerde ‘PARALEL’ ve terörist olmakla suçlanmayanlar; ileride namuslu ve dürüst olduklarını ispatlayamayacaklar! Onlar; ya zalim, ya zalimin destekçisi ya zalimin sempatizanı ya da haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan olarak anılacaklar! “Bu kadar zulüm yapılırken sen neredeydin?” diye soran çocuklarına verecek cevap da bulamayacaklar. Kopya çekmek serbest olsa da olmayan cevabı bir yerde bulamayacaklardır. Hud Suresi 113 numaralı ayeti çok iyi anlamamız gerekiyor. Ayette; “Zalimlere en ufak bir meyil göstermeyiniz, yoksa size de Cehennem ateşi dokunur…” buyuruluyor. Zalimlere açıktan destek olmayıp da, sevgi besleyenler, meyil edenler, sempati duyanlar da ayetin kapsamına girerler. Bu ayette, “zalimlere destek/ortak olmayın” denilmiyor. “Zalimlere meyil etmeyin, sempati duymayın!” denilmesi çok dikkat çekicidir. Ne yazık ki “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyenler de zalimi ve yılanlığını kabul etmiş oluyorlar. Fakat çıkarları için destekliyorlar, zulmüne karşı çıkmıyorlar. “Sükut, tasdiktir” kuralına göre zalim-
lerin zulümlerine ortak oluyorlar. Zalim de “Yüzde 50 halk beni destekliyor. Bana yetki verildi. Ben de bu yetkiyi kullanıyorum” diye zulmüne zulüm ekliyor. Halbuki, “Zulmün olduğu yerde tarafsızlık namussuzluktur” der, Cemil Meriç. Sen Hz. Ali’ye kulak ver: “Bin zulme uğrasan da, bir zulüm yapma.” dan hizmete devam etmeye bak! Tesellimiz; Allah’tan sabır ve sebat dilenmek. Hâlâ da zulüm var diyorsan: “Olsun be Yaradan vardır. Sanma ki zalimin ettiği kârdır. Mazlumun ahı, indirir şâhı. Her şeyin bir vakti vardır.” deyip, duaya devam etmektir.

BİZE YAZIN:
e-mail: umitburcu@eurozaman.de
Adres: Sprendlinger Land Str. 107, 63069 Offenbach

13.04.2016 17:43