TAKİP ET

Üç ayların günümüze bakan yönleri nelerdir?

Sevgili Ümit Burcu! Üç aylara girdik. İlk kandilimizi de kutladık. Peki bundan sonra ne olacak? Yani üç aylarda neler yapalım? Sadece Kandilleri kutlamak yeterli olur mu? Avrupa’da yaşayan kişiler olarak bizim sorumluluklarımız nelerdir? Üç ayları sadece tarihsel olarak bin 500 yıl ötesinde mi yaşamalıyız. Bu günlere taşıdığımızda bize ne gibi sorumluluklar düşüyor. Derdimi belki tam anlatamadım ama geçen kandildeki televizyon konuşmalarını dinledikten sonra üzüldüm. Bu üzüntümü sizinle paylaşmak istedim. Allah’ın selamı üzerinize olsun. CİHAN

Değerli kadeşim! üç aylarda önemli üç vazife öne çıkıyor.

1-Kendimizle ilgili vazifemiz. Bulunmam gereken yerde miyim? Bulunduğum yerin hakkını verebiliyor muyum? Kendimi çek etme, muhasebeye çekme zamanı. Ben Allah’tan çok şey istiyorum. Peki ben, Allah’ın benden istediklerinin kaçta kaçını yerine getirebiliyorum. Ben kaçta kaçlık müslümanım? Bu mübarek günlerde kendime not vermem gerekir.

2-Aile reisi olarak eşime ve çocuklarıma karşı onların yetişmesi adına vazifelerimi yapabiliyor muyum? Bu bereketli ayları bir okul gibi değerlendirme adına neler yapabilirim? Elde kazanırken evde kaybetmeyelim. Dışarıdaki insanların hidayet ve irşadı için gösterdiğim çabayı evdekilere de göstermeliyim. Hem de daha fazlasıyla çünkü ilk olarak ailemden sorulacağım.

3-Çevremize karşı vazifelerimiz.

A-Avrupa’da yaşayan kişiler olarak yerli halka karşı sorumluluklarımız var. Dostluğu pekiştirecek her fırsatı değerlendirmek gerekir. Kandilleri ve Bayramları vesile kılarak onlara hediye vermek. Dini günlerimizden haberdar etmek.

B-Kendi insanımıza karşı vazifelerimiz var.

Halid b. Sinan der ki: “En beceriksiz kişi dost edinemeyen kişidir. Daha da kötü kişi ise kazandığı dostlarını elde tutamayan kaybeden kişidir.” Yeni dost kazanma ve eski dostlukları pekiştirme adına kandiller ve Ramazan-ı Şerifteki iftarlar bulunmaz fırsatlardır.

HER NİMET KENDİ CİNSİNDEN ŞÜKÜR İSTER

Müslüman olmak ve İslama hizmet eden insanların içinde bulunmak bir nimettir. Bunun şükrü de bilmeyenlere, kenarda duran herkese gidip yol ve yöntemince anlatmaktır.

3 çeşit insan vardır:

1-İyi insan: Bulacağını bulmuş. Huzura ermiş, camiye cemaat olmuş insan. Bunlara dua edip, dolu bardağın su almayacağını bilerek yola devam etmek.

2-Kötü insan: Hidayete ermeleri için dua ederiz. İlgi duyanlara yöneliriz. İlgisiz kalanların gün gelip, iyi insan olacakları günü aktif sabırla bekleriz.

3-Ortadaki insan: Üç aylarda ortadaki insanların kalblerinin yumuşadığını, iyi insanlara yaklaştıklarını biliyor ve gözlemliyoruz. Hatta iyi insan olmak için dua isteyenler pek çok var. İşte kalblerin
yumuşadığı bu aylarda bu ortadaki insanlarla dostluğu pekiştirmek gerekiyor.

Evrensel Peygamber’in (sas) ve getirdiği mesajları herkese duyurmak hepimizin gaye-i hayali olmalıdır.

Madem ki İslam’a sempati duyanların sayısını artması hepimizin derdi olmalıdır. Üç aylarda sadece Müslümanların değil, her dinden kişilerin İslam’a sempati duyduklarını iftar çadılarına geldiklerini takdir edici konuşmalar yaptıklarını görüyoruz. Öyleyse doğru yoldayız demektir devam etmeliyiz.

ÜÇ AYLAR, ALLAH’A YAKINLAŞMA VESİLESİDİR

Uzaklık bize aittir. Günahlarımızla Allahtan uzaklaşıyoruz. Rabbimiz kendisine yaklaşabilmemiz için vesileler yaratmıştır. Üç aylar da en güçlü vesilelerden birisidir. Üç aylar Rabbimizin en büyük ihsanıdır. Af için vesile kılmış. Bizleri günahlardan arındırmak istiyor. Müstağni kalmayalım.

Bunlara dikkat ettiğimizde bu mübarek günleri daha bilinçli değerlendirmiş oluruz.

BİZE YAZIN:
e-mail: umitburcu@eurozaman.de
Adres: Sprendlinger Land Str. 107, 63069 Offenbach

08.04.2016 17:23