TAKİP ET

Sevgi açlığı

Değerli Ümit Burcu, 36 yaşında 3 çocuk annesi bir bayanım. Eşim anlayışlı birisi. İşine gider gelir, problemsiz bir hayatımız var. Fakat ben mutsuzum. Okumalarım ve araştırmalarım sonucunda “sevgi açlığı” çektiğimi anladım. Üç yaşında öksüz, 14 yaşında da yetim kaldım. Teyzem ve dedemin yanında büyüdüm. Maddi sıkıntımız yoktu fakat arkadaşlarımı hep kıskandım. Sabahları okula giderken saçlarımı yapan bir annemin olmamasını bir türlü kabullenemedim. Başarılı karnemle eve dönünce “aferin kızıma!” diyecek babamın yokluğunu her zaman hissettim. 17 yaşına  gelince de karşıma çıkarılan ilk adayla evlenmek zorunda kaldım. Bütün bunları üst üste koyunca içimde biriken bu sevgi açlığını hissettim. Bu açlık gittikçe de büyüyor. Bu konuda neler tavsiye edersiniz? Selam ve dua ile.SEVGİ AÇLIĞI

Sevgili kızım! Uzun mektubunu  tekrar tekrar okudum. Tespitlerin doğru. Problem; seçtiğin rumuzda gizli. Sevgi açlığı çekiyorsun.

Peki, sevgi açlığını nasıl giderebilirsin? Sevgi açlığı çeken bir kişi çevresinden neler bekler? Böyle bir kişi insanlardan sevgi alabilmek, onların sevgisine kavuşabilmek için aşırı fedakarlıkta bulunur. Olağanüstü çaba sarf eder. Sırf bir yudum sevgiye kavuşabilmek için…

Sevgili kızım!

Sevmek ve sevilmek insani bir gereksinimdir. Çok acıktığımızda yiyecek seçmeyiz. Ne bulursak yeriz. Sevilmek isteyen ruhumuz sevgiye açken gıdasını seçme lüksüne sahip değildir. En yakınındakilerden ya da ilk önüne çıkandan bunu karşılamaya çalışır. O anda düşündüğü tek şey, sevgi ihtiyacının karşılanmasıdır. Sevgi açlığı da “aç adamın ne bulursa yemesi” gibidir. Fakat daha tehlikelidir.
Seçmeden, kendisini seveceğini zannettiği her gönle gönül açar, açlıktan. Gül veren, gülüveren kişiye gönül verir.

Gönlünü açıp, sevgi açlığını  gidermeye çalıştığı gönül yanlış bir gönülse bu doyurmaz, daha da acıktırır. Sevgi açlığı budur işte ve çok acılar yaşatır, yanlışları yaptırır. Senin durumunda böyle olmuş.

Sevgi açlığı kelimelerle anlatılmayan ancak yaşanarak bilinen duygudur. Etrafınıza anlatmak istersiniz ama kimse anlamaz. “Ben varım ya” diye cevap verirler size. Tabi ki eşin var, ailen var, arkadaşların var. Aşırı sevgi gösterdiklerini de söyleyebilirler. Fakat insanın ihtiyaç duyduğu “seni seviyorum” sözünün gereğinin yapılması.

Kuru kuruya “seni seviyorum” sözünü duymak bir şey ifade etmiyor. İçimizdeki açlığı doyurmuyor. Boşluğu doldurmuyor.

Kalbimize dokunup, titretecek bir söze, dokunuşa, sarılışa ve ruhumuzu doyuracak, kalbimize akan sevgiye ihtiyacımız biyolojik ihtiyaçlarımızdan geri değildir.

Çevremizde mutsuz evlilik yapmış kişilerle karşılaşıyoruz

“Bunun iki tatlı sözüne kandım. Ah benim salak kafam!” diyen bu kişiler aslında bu yanlış evliliği tamamen o içindeki “sevgi açlığından” yapmıştır.

Olgunluk dönemi dediğimiz 30 yaşlarından sonra bazı kişiler aşağı yukarı bu durumu yaşarlar, hissederler. Kimileri çok yoğun yaşar ve hisseder. Eğer bu açlığı gideremiyorsa; kırıcı olur, alınganlığı artar yalnızlaşır, mutsuzlaşır…

Tesellimiz şu ki, hastalığımızı bilmek ve kabullenmek tedavide çok önemli. Sen kendine baktığında büyük bir sevgi açlığı çektiğini, sevgiye aç olduğunu görüyorsun.

Sevgi, bir alış veriş değildir kızım. Almak için verilen sevgi saf ve duru değildir. Halbuki fedakarlıkta bulunma ve verme sevginin doğasında vardır. Fakat bu verme almak niyetiyle verilmez, verilmemelidir.

Gerçek sevgiyi aramakla ömür tüketme. Elde edebildiğin kadarıyla yetinmesini bil. “Saf sevgi” bir yanılgıdır. Her sevgi, içinde sevgiye ait olamayan bazı unsurlar barındırır. En güzel sevgi; art niyetsiz, beklentisiz ve içine yabancı unsurların az karıştığı sevgidir.

“Kimi güzelim der sevdiğine, kimi özelim. Ama sevgi ne güzellik ister, ne de özellik. Sevgi, sadece yürek ister.” Böyle bir yürekle sevgiyi bulma yolunda başarılar dilerim.

BİZE YAZIN:
e-mail: umitburcu@eurozaman.de
Adres: Sprendlinger Land Str. 107, 63069 Offenbach

20.09.2016 20:54