TAKİP ET

Sünnete uygun yemek ve beslenme ölçümüz nasıl olmalıdır?

Değerli Ümit Burcu, beslenme ve yeme içme konusunda peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi vesellemin sünneti nelerdir? Bu konudaki tavsiyeleri yazar mısınız? Teşekkür ederim. HASAN METİN

Değerli kardeşim Hasan Metin!

Bu konu çok uzun bir konu. Tıbb-ı Nebevi isimli kitaplarda detaylı bilgiler var.

Her konuda bizi ikaz ve irşad eden Peygamberimiz beslenme konusunda da dikkat çeken uyarılarda bulunmuştur. İşte bu pırlanta tavsiyelerden bir kaç tanesi:

*”Ümmetim hakkında korktuğum şeylerin en korkuncu (tehlikelisi) şunlardır: Karın büyüklüğü (göbek bağlamak), çok uyku, (maddi ve manevî) tembellik ve yakîn (iman) zayıflığıdır.”

“Hadiste dikkat çekilen şişmanlık değil, “göbek bağlamak” anlamındaki oburluktur. Dolayısıyla karın büyüklüğü ile kendini gaflete salıp çok yiyen, yeme ve içmeyi hayatın gayesi edinen, belki böylece şişman olan insanlar kastedilmektedir. Zira Peygamberimiz (asm) böyle yaşayan kimseler için dünya ve ahiret hayatları adına endişe duymuşlardır.„
Şu halde bir insanın hayatında yeme ve içme gaye olmuşsa, onda ahiret hayatı adına bir hazırlık beklemek de zordur. Nitekim Peygamberimiz (asm):

*”Ademoğlu karnından daha kötü bir kap doldurmamıştır. Oysa ki Ademoğlu için belini doğrultacak birkaç lokma yeterlidir. Şayet mutlaka yemesi gerekiyorsa, o zaman (midesinin) üçte birini yemek, üçte birini su, üçte birini de nefes için ayırsın.”  buyurmuşlardır. (Pırlanta)

*Hz. Ömer (ra): “Çok yeme içmeden sakının! Zira o, bünyenizi hastalandırır, korkaklığı artırır ve ibadetlerinizde tembelleştirir.” şeklinde uyarıda bulunmuştur.
Oburluk ve çok yemek; yemek için yaşıyor gibi yeme içmeyi amaç haline getirmek, olgun bir müminin sıfatı değildir.

*Kur’ân-ı Kerim’de bu husus “İnkar edenler (kafirler) dünyada zevklenirler (dünya hayatının zevkini düşünürler) ve hayvanların yediği gibi yerler.”(Muhammed, 47/12) buyrularak, inanmayanların yaşayışlarına dikkat çekilmektedir.

İnsan midesinin altında kalıp eziliyorsa, yemesini-içmesini disipline edemiyorsa, helal haram, şüpheli yiyecek ve içeceler konusuna dikkat etmiyorsa bunun iman ve irade zayıflığından kaynaklandığını bilip, iradesini ve imanını güçlendirmenin yolarını aramalıdır.

Değerli kardeşim,

“Zikir, fikir ve şükür„ mesleğinde yemekten önce Bismillah, zikir; sonunda Elhamdülillah şükür; ortada bu yiyeceklerin taşıdığı sanat incelikleri üzerinde tefekkür etmek, ibadet sevabı kazandırır.

Beslenme konusunda dikkat edilmesi gereken önemli bir konu da, yediklerimizin helal olmasıdır.

“Helal olması„  iki şekilde olur:

Birincisi, dinen kullanımı yasak olmaması. İslamî usullerle kesilmemiş hayvan eti, domuz ve diğer yenmeyen canlılardan beslenmek ve akollü içecekler bunlara örnektir.

Allah’ın yer yüzünde bizim için serdiği nimet sofrası çok zengindir. “Helal dairesi keyfimize kafidir. Harama girmeye gerek yoktur.„ bazı yiyeceklerin haram kılınması imtihan içindir. Helaller sayılamayacak kadar çoktur. Bir kaç tane harama bakıp da “bunlar neden haramdır?„ demek kulluk bilincine ulaşmamanın neticesidir.

Bir yiyeceğin helal olmasının ikinci şartı; kendi malımız, alın terimiz olmalı. Hırsızlık, rüşvet ve yasaklanan yollardan elde edilmemelidir.

İslam denge dinidir. Aşırı yemek yasaklandığı gibi, aşırı az yemek de yasaklanmıştır.

Peygamberimiz (asm), ömür boyu her gün oruç tutmayı uygun görmemiştir. Ayrıca, midenin üçte birinin yemeğe, üçte birinin suya ayrılmasını, diğer üçte birinin ise boş bırakılmasını tavsiye etmiştir.

Peygamber Efendimiz’in (sav) tavsiyesine uygun olarak iyice acıkmadan sofraya oturmamanızı, oturunca da tam olarak doymadan kalkmanızı, sade bir hayat yaşamanızı, yemek için değil, yaşamak için yemenizi hem kendime hem de sizlere tavsiye ediyorum.

Sünnete uygun beslenenerek,  adet ve davranışlarınızı ibadete dönüştürmenizi dilerim.

BİZE YAZIN:
e-mail: umitburcu@eurozaman.de
Adres: Sprendlinger Land Str. 107, 63069 Offenbach

02.11.2016 16:30