TAKİP ET

Ramazan ayı için geriye sayımı başlatalım

Sevgili Ümit Burcu! bu mektubuma köşenizde yer verirseniz şimdiden teşekkür ederim. Kısaca derdimi dile getirmek istiyorum. Bildiğiniz gibi Ramazan ayına sayılı günler kaldı. On bir ayın sultanı bu güzel günlerin heyecanı henüz gönlümüze düşmedi. Çevremde herhangi bir hareketlilik ve hazırlık göremiyorum. Hâlbuki tüketim kültürünün “özel günleri” örgütlü ve güçlü bir şekilde geri sayım içinde zihinlere perçinleniyor. Bizim mübarek günlerimiz sessizce gelip, geçiyor. Zihinlerde iz bırakmıyor. Bu konuda neler yapmamız gerekir? OKUR

Değerli Okur kardeşim! duyarlılığına teşekkür ediyorum. Haftaya bu gün ikinci orucumuzu tutmuş olacağız. Pazar günü teravih kılıp, sahura kalkacağız. Bu günlerde en önemli görevimiz; Ramazan ayı için geriye sayım heyecanını canlı tutmak. Manen hazırlanmak ve çevremizdekileri de hazırlamak. Ramazan ayına kalbimizi yerinden oynatan geriye sayımla girmeliyiz. Bunu ateşleyecek olanlar da başta hanımlardır. Avrupa’da ramazan şehre gelmiyor. Ramazana dair bir emare yok. İftar telaşı, Ramazan davulu, sahurda yanan lambalarla aydınlanan evler yok… Ezan, mahya, manevi hava yok, yok… Yoklukta varlık cilvesi göstermeye çalışıyoruz. Şehire gelmeyen ramazan bari evlere gelse, sadece kişilere geliyor. Eve giremiyor. Her evin bir aylık şeref misafiri olamıyor. İğreti duruyor. Ayakkabılarını çıkarmadan, hemen gidecekmiş gibi duran misafirimiz o. Dini heyecan, milli heyecan yok.. Dini duyarak, hissederek yaşama hali zayıf. Bu ayda özellikle gençleri merkeze alan programlar yapılmalıdır. Gençler ihmal edilirse, o zaman boş yetişen gençler, yarın ebeveyn olunca çocuklarına Ramazan neşvesini aşılamayı bilemeyeceklerdir. “Hac gayesizliğin karşıtıdır” der Ali Şeriati. Aynı şeyi üç aylar için de söyleyebiliriz.

Üç ayları ve özellikle de Ramazan-ı Şerif’i iyi değerlendirmek, zamanı mümince yaşadığımızın delili olacaktır. Ramazan ayı; zamanı mümince yaşmanın adıdır. Dışarıda hangi mevsim olursa olsun, müminin gönlüne bahar Ramazan ayında gelir. Ramazan, her zaman gönlümüzün ilkbaharıdır. Ramazan, on bir ay beklediğimiz beşinci mevsimdir. Eskimeyen yepyeni bir başka ilkbahardır o. Eksilen bizleri tamamlamak için gelir. Ramazan yeni. Eskiyen, eksilen bizleriz. Ramazan ayı bizleri yenilemek için gelir. Bu ayda yenileniriz. Yenilenmeyenler/ yenilenemeyenler, yenilirler… Zengin fakir arasında açılan uçurumları daraltmaya, çatlakları kapatmaya gelir. Ramazan ayı kapımıza gelecek. Feyiz ve bereket dağıtacak. Herkesin kaplarını büyüklüğü kadar dolduracak. Okyanus ne kadar büyük olsa da herkes kabı kadar su alacak.

Ramazan’ı sultan edinme günlerinin arifesindeyiz. Sanki hiç Ramazan ayı gelmemiş gibi yaşayanlar, Ramazanın sultanlığını kabul etmeyenlerdir. Sen onu sultan edinirsen o sultan seni yüz üstü bırakır mı? O vefalıdır. Tutar elinden, çeker seni cennet iklimine… Değerini bilir, değerlendirebilirsek, bir ayımız bir yıl olacak, bir yılımız bir ömür olabilecektir. Kandillere, mübarek gün ve gecelere sahip çıkalım. Bunları hayatımızdan çıkartırsak boşlukta kalırız. Tabiat boşluğu sevmez. “Her gün Allah’ın günü. Mübarek gün ve gece yoktur” diyenlerin hayatları bir sürü “özel günlerle” dolmaktadır. Mübarek günler, bizim özel ve güzel günlerimizdir. Onlar bizim değerlerimiz. Değerlerimizi yitirirsek değersizleşiriz. Ramazan ayımızın her anı feyizli, bereketli, ibadetli ve dolu geçsin. Geceleri gündüz kadar, gündüzleri de Cennet kadar aydınlık, rıza yörüngeli olsun. Bu saydıklarımızın gerçekleşebilmesi ön hazırlık yapmaya bağlıdır. Planlı, programlı ve hazırlıklı olarak Ramazan-ı şerifi karşılayan kişi bu bereketli günleri güzel değerlendirecek ve Ramazan ayının manevi atmosferini taze oksijen gibi teneffüs etmiş olacaktır. Sizler gibi bilinçli ve Ramazan ayına hazırlıklı giren kişilerin çoğalmasını dilerim.

BİZE YAZIN:
e-mail: umitburcu@eurozaman.de
Adres: Sprendlinger Land Str. 107, 63069 Offenbach

30.05.2016 16:32