TAKİP ET

‘Part-time’ duacı olmaktan kurtulmalıyız!

Değerli Ümit Burcu! Geçen hafta Facebook’ta sevdiğimiz bir hocamız bir duanın faziletlerinden kısaca bahsetti ve bunun ezberlenip, tekrar tekrar okunması gerektiğini söyledi. Hatta bu duayı ezberleyenlere özel dua edeceğini de söyledi. Bu dua şöyle: “Allahümme veffiknâ ilâ mâ tühibbu ve terdâ” Ben de hem bu duayı kardeşlermizle paylaşmak hem de bu duanın önemi hakkında sizden detaylı bilgi almak istedim. Teşekkür eder, dualarınızı beklerim. ÖNEMLİ DUA

Önemli bir duayı bizimle paylaşan değerli kardeşim! Bu duayı okumaya ve ezberlemeye vesile olduğunuz için Rabbim sizlere okunan dualar sayısınca sevap yazsın. Amin. Yazdığınız dua Peygamber Efendimiz’in (sas) tavsiyeleri arasında var. Aynen sizin yazdığınız gibi: “Allahümme veffiknâ ilâ mâ tühibbu ve terdâ” “Allah’ım bizi, kendi istediğimiz değil, Senin razı olacağın, rıza ve hoşnutluğunu kazandıracak işlere muvaffak eyle.”

“Bu dua çok sevdiğim bir duadır. “İlâ mâ tühibbu ve terdâ” deyip O’nun rıza ve hoşnutluğunu, kendi nefislerimizin değil de O’nun muradını talep etme, kendimize rağmen yapılmış bir duadır. O esnada isteyeceğimiz başka şeyler de olabilir. Fakat mü’mine yaraşan O’nun muradı ardına düşmektir. Mesela, insanlar her bucakta kabus içinde kabus yaşıyorken, inananlar dört bir taraftan kuşatılmış, kolu kanadı kırılıp felç edilmiş vaziyette, dört asırdan beri ızdırap yudumluyorken, birdenbire her taraftaki mazlumun ahı dinse, her yanda sevinç nağmeleri duyulsa, dünya yaşanacak bir cennet halini alsa ve bu işin vesilesi de bizim milletimiz görülse, herkes öyle olduğunu kabul etse ve biz de bunun farkında olsak.. işte o zaman bile “Ya Rabbi! Sen bize isnat edilen, milletimize bağlanan bu işten hoşnut değilsen biz de hoşnut değiliz.” diyebiliyor ve içimizden de hakikaten o şeye karşı tiksinti duyuyorsak O’nun rızasını arıyoruz demektir. Evet, O’nun hoşnutluğu her şeyden önemlidir. Bundan dolayı “ilâ mâ tühibbu ve terdâ” sözü bizim daimi virdimiz olmalıdır. (Kırık Testi)

Sadece bu dua için değil, her zaman her yerde her ihtiyacımız için el açıp dua edebiliriz. Mesela:

• İçin mi daralıyor? O biliyor…“Ya Fettah!” de…

• Huzursuz mu oluyorsun? O görüyor.. “Ya Selam!” de…

• Gönlün mü kırık? O’na dayan… “Ya Cebbar!” de…

• Günahların mı var? O’na yönel…“Ya Tevvab, Ya Gaffar, Ya Afüvv!” de…

• Kimse seni anlamıyor değil mi? O seni bekliyor… “Ya Semi’, Ya Mücîb!” de…

• Ve seni biricik yaratan Rabb’ine… “Ya Vedûd! Seni seviyorum!” de..

Fakat en başta bu aciz dahil, pek çoğumuz itibariyle part-time duacıyız. Her zaman değil, sadece gerekli olduğunda duaya gerek duyma hatasını işlemekteyiz. Hal-i alem ve genel durumumuz bunu göstermiyor mu? Dua yorgunuyuz. Dua yorgunu olunca ağızdan çıkan dualar hedefine ulaşmaz. Dua, hayat tarzıdır.Hayatın içindedir. Arasıra i ihtiyaç duydukça ihtiyacımız karşılanıncaya kadar yönelme değildir. Dua, damarımızdaki kan gibi, soluduğumuz oksijen gibidir. Onsuz yapamayız. En rahat anımızda en darda kalmış aciz, çaresiz bir insan gibi dua etmedikçe rahmet kapılarının açılmayacağını anlamalıyız. Kesik nefes, cılız bir ses rahmet kapılarının açılmasına ve susuzluktan dudakları çatlamış Ümmet-i Muhammed’in (sas) başlarına sağanak sağanak nisan yağmurlarının boşalmasına yetmemektedir. İnşaallah içinde bulunduğumuz üç aylar hürmetine dualarımızın külliyet kazanması ve inkisarların son bulması niyetiyle yapacağımız dualar part-time dua olmaktan kurtulsun. Duanın, kulluğumuzun özü olduğunu anlayabilmemiz dilek ve temennisiyle bol dualı gün ve geceler dilerim.

BİZE YAZIN:
e-mail: umitburcu@eurozaman.de
Adres: Sprendlinger Land Str. 107, 63069 Offenbach

10.04.2016 18:14