TAKİP ET

Mehtap Hanım’ın itiraz ettiği konu

Sevgili ümit burcu, yazılarınızı severek okuyorum ve tavsiyelerinizden zaman zaman kendime pay çıkarıyorum. Geçen hafta Almanya’da küçük yaşta evlendirilen kızların sayısının bir hayli fazla olduğunu okuyunca size yazma isteği duydum. Pek çok kızımız çok erken yaşta evlenip anne oluyor. Anneliğe hazır değil. Hâlâ böyle bilinçsiz evlilikler yapılıyor malesef. Ben 28 yaşında 3 çocuk annesiyim ve 10 yıllık evliyim. 18 yaşımda evlendim. Daha doğrusu evlendirildim. Uzaktan akraba birisiyle evliliğe ikna edildim ve eşimi Türkiye’den getirdim. Eşim de hemen iş bulabildi. Aileme yakın oturduk. Her an ailemin desteğini gördüm. Herkes benim gibi şanslı olamayabiliyor. Çok şükür ben çok kötü sonuçlarla karşılaşmadım. Eşim anlayışlı, inançlı bir insan ama yine de küçük yaşta onca yükü tek başına sırtlamak çok yıpratıcı oluyor. Gerçi bu evliliği bu günlere kadar taşırken ikimizin de çok pişmanlıkları olmadı değil ama artık çocuklarımız var. Şimdi bana sorduklarında benim evlendiğim bir yaşta kesinlikle hiç kimseye evlenmeyi tavsiye etmem. Tam bir bilinçsizlik hakim. Ne bu acele? Niye bu kadar bilinçsiz hareket ediliyor? Haydi, kızlarımızın cahilliği, tecrübesizliği var diyelim; Peki çocuk yaşta bu kızları evlendiren ailelere ne demeliyiz? Bir heves, geçici bir hisle evlenmeye kalkan bu çocuklara neden müsaade ediliyor?  Eğitim hayatları yarım kalıyor. Yazık oluyor bu yavrulara. Çocuklarımız önce okumalı, meslek sahibi olmalı. Evlilik yeri ve zamanı gelince elbetteki olmalı. Acele edilmemeli. Özellikle kızlarımızı büyütürken onlardan sevgi ve ilgimizi asla esirgemeyelim ki, vakitsizce elimizden uçup, gitmesinler. Yanlış bir karar alıp, ömür boyu mutsuzluk yaşamasınlar. Benim eğer bir kızım olsaydı onu kesinlike 18 yaşında  hele bu şekilde evlendirmezdim. Bu uçurumdan atlamak gibi bir şey çünkü. Uzun yazdım. Kusura bakmayınız. Bu mektubuma köşenizde yer verirseniz teşekkür ederim. MEHTAP

Değerli kardeşim!

“Anneliğe hazır değiller” demişssiniz. Sadece anneliğe değil, hayata hazır değiller. Yüzme bilmeden okyanusa atlayan, eli kolu bağlı çaresiz insanlar gibi.

“Erken yaşta evlenip anne oldu” deniliyor. Yanılıyorlar. Bu küçük çocuklar şeklen anne oluyorlar. Çocuk doğuruyorlar. Fakat “hükmen anne” olamıyorlar. Her şeye hazırlıksız yakalanan bu çocuk gelinler; doğurdukları çocuklara da kendilerine de yazık ediyorlar. Birinci derecede sorumlu olarak gözükseler de esas sorumlular, bu evliliğe onay veren anne ve babalar ve nikah kıyan din görevlileri. Nikah değil, kızların canına kıyıyorlar.

“Kızım olsaydı evlendirmezdim” diyorsunuz. Peki, oğlunuzu evlendirir misiniz? Oğlunuzu da evlendirmeyiniz.

Erken evlendirilen erkek çocukların durumu da en az kızlar kadar acınacak durumda. Çünkü evi geçindirme sorumluluğu erkeğin omuzunda. Kız olsun, erkek olsun bunlar doğru dürüst meslek eğitimi alamıyorlar. Hayata hazırlıksız yakalanıyorlar.

“Eğitim hayatı yarım kalıyor” demişsiniz. Sadece eğitim hayatları değil, pek çok şeyleri yarım kalıyor. Erken yaşta evlenenlerde boşanma oranlarının çokluğuna baktığımızda mutluluklarının da yarım kaldığını görüyoruz. Yarım kalan evlilik, yarım kalan mutluluk demektir. Yıkılan evlilik enkazının altında kalan çocukların dramı ayrı bir konu.

Bu konu toplumun bilinçlenmesiyle ilgili. Aileler, camiler, dernekler vs. bu konuyu önemseyip, insanları ve  gençleri aydınlatmalı.

Almanya’da daha önceleri evlilik öncesi seminerler yapılıyordu. Bir hayli faydası da olmuştu. Aynı şekilde seminerler ve bilinçlenmeye yönelik etkinlikler yapılabilir.

Avrupa’da bizi bekleyen en büyük tehlike ailenin yıkılması. Erken evlilikler bu yıkılışı hızlandırıyor. Sizin gibi tecrübeyle erken evliliğin zararını görmüş, duyarlı kişilerin sayısının artması dileklerimle yapılan evliliklerin uzun ömürlü ve hayırlı olmasını dilerim.

BİZE YAZIN:
e-mail: umitburcu@eurozaman.de
Adres: Sprendlinger Land Str. 107, 63069 Offenbach

26.09.2016 18:01