TAKİP ET

Hayatı Ramazan olanların ahiretleri bayram olur!

Sevgili Ümit Burcu! Her yıl gökten manevi bir sofra olarak inen Ramazan-ı Şerif’ten en azami ölçüde yaralanabilmek için neler yapmalıyız? Bu hayır panayırını fert ve toplum olarak Allah’ın rızasını kazanmaya vesile yapabilmek için bazı ikaz ve uyarılara ihtiyacımız var. “On bir ayın sultanı” diyoruz da, bu sultanı memnun edecek davranışlara bürünemediğimizi düşünüyorum. Bu konuda bizlerin istifade ve istifazesine yönelik tavsiyelerinizi lütfeder misiniz? SALİH MERT

Değerli kardeşim! Sorunuzdan anladığım kadarıyla literatüre vakıf bilge bir insansınız. Çünkü “Sağduyulu bir soru bilgeliğin yarısıdır.” (F.Bacon) 1988 yılında Nobel edebiyat ödülü kazanan ilk Müslüman ve tek Arap yazar olan Mısırlı Necib Mahfuz; “Bir insanın zeki olup olmadığını cevaplarından anlayabilirsiniz. Bilge olup olmadığını ise sorularına bakarak söyleyebilirsiniz” diyor. Senin gibi kaliteli sorular sorabilmek, bilgeliktir.

Cevaptan önce, soruda kullandığınız kelime ve kavramların açılımının yapılması gerekiyor. İstifade ve istifaze önemli iki kelime. İstifade, aklidir. Aklın doyurulmasıyla ilgilidir. İstifaze ise feyizle ilgilidir. Kalbin feyiz alması, kalbi tatmin etmesi demektir. Ramazan-ı Şerif ve orucun hem aklı hem de ruhu doyuran, fakir ve zenginleri kaynaştıran, Allah’ın rızasını kazandıran en güçlü vesiledir. İçindeki bin aydan hayırlı Kadir gecesinin bulunması sadece bu delillerden bir tanesidir.

Ramazan-ı Şerif’te dikkat edilecek birinci görevimiz; kendimizi kâmil oruç tutmaya zorlayalım. Yani, sadece midemize değil, bütün organlarımıza oruç tutturalım. Gözümüzü haramdan, dilimizi yalan ve gıybetten, aklımızı, hayalimizi kötü düşüncelerden temiz tutarak o duygularımıza da oruç tutturalım. O zaman senin arzu ettiğin gibi hem istifade hem de istifaze etmiş oluruz. Oruç, teravih, mukabele, itikâfa girme, hatim okuma ve bolca evradu ezkar okuma… Bunların hepsi kişisel ibadetlerdir. Bir de toplumsal ibadetler vardır ki, bunların kazandırdığı sevabı anlatmaktan ve anlamaktan aciz bulunuyoruz. Bir oruçluya iftar ettirmenin sevabını, bir fakiri zekât, sadaka ve fitre ile sevindirmenin kazandırdıklarını kelimelerle anlatamayız. Evimize davet ettiğimiz birkaç öğrencinin, fakir insanın evimize ne gibi bereketler bıraktığını anlamaktan aciz bulunuyoruz. Bunlar haldir. Hal, anlatılmaz, yaşanır. O hazzı, o lezzeti yaşayanlar bilirler. Bilirler fakat bilenler de anlatmazlar.

Dünyanın en yalnız kişisi, tek başına iftar açan kişidir. Çevremizde hiç kimsenin tek başına iftar açmasına fırsat vermeyelim. Mutlaka onları bulup, soframıza davet edelim. Her akşam ya birilerini iftara çağıralım veya iftara birilerine gidelim. İftar sofralarının çok şatafatlı ve masraflı olmaması gerekir. İftar daveti değil, iftar devletine benziyor. “Hayır işleyelim” derken israfa ve harama girmeyelim.

Fethullah Gülen Hocaefendi bizlere: “Biz bu bereketli ve nurlu ayı öyle değerlendirmeliyiz ki, misafirin bulunmadığı hiçbir iftar soframız olmamalıdır. Evet, iftar sofraları yemek zenginliğinden daha ziyade misafir çokluğu ve çeşitliliğiyle zenginleştirilmelidir.” hedefini veriyor. Ramazan-ı Şerif, yemek ayı değil, yememek ayıdır. Nefis “yemeek!” diye bağırınca sen “yememek” diye karşılık vereceksin. Bu ay fazla kilolardan kurtulma ayı değil, günahlardan kurtulma ayıdır. Bu ay Ramazanlaşma ayıdır. Ramazanlaşanlar, bayramlaşırlar. Ramazan ayını değerlendirmek; zamanı mümince yaşadığımızın delili olacaktır. Zamanı mümince yaşmanın adıdır.

Ramazan’ı sultan edinme günlerindeyiz… Sanki hiç Ramazan ayı gelmemiş gibi yaşayanlar, Ramazan’ın sultanlığını kabul etmeyenlerdir. Sen onu sultan edinirsen o sultan seni yüz üstü bırakır mı? O vefalıdır. Tutar elinden, çeker seni cennet iklimine… Değerini bilir, değerlendirebilirsek, bir ayımız bir yıl olur. Bir yılımız bir ömür olabilir. Rabbim Ramazan-ı Şerif’te kapılarla beraber kalb kapılarını da açsın. Ramazanınız mübarek olsun!

BİZE YAZIN:
e-mail: umitburcu@eurozaman.de
Adres: Sprendlinger Land Str. 107, 63069 Offenbach

03.06.2016 17:55