TAKİP ET

Gençlik yönüyle gelen tehlikelerden nasıl korunabiliriz?

Sevgili Ümit Burcu! Üniversitede okuyorum. Kendi adıma ve üniversiteye devam eden, günaha girmemek için zorlanan arkadaşlarım adına soruyorum. Bahar gelip havaların ısınmasıyla kanımız kaynamaya ve hem insan hem de cin şeytanları da dört yandan saldırmaya başladılar. İmanımızı tehlikeye atan bu negatif manzaralar karşısında neler yapmalıyız? Tavsiyelerinizi bekliyoruz. GENÇ

Değerli Genç kardeşim! Genç, hazine demektir. Sizdeki emanet olan gençlik de Cenneti kazanabilecek bir hazinedir. O kadar kıymetli bir hazineye elbette ki pek çok hırsız saldıracaktır. Eğer “hayırlı amel”denilecekse şeytanın en hayırlı ameli; bir gencin imanını çalmak olacaktır. Fakat Rabbimiz’in en sevdiği iş, en sevdiği kişi; bir gencin nefis ve şeytana baş kaldırıp, imanını çaldırmamak için kavga vermesidir. Bu öyle büyük bir mücadeledir ki sana sahabelerin yanında yer alma sevabını kazandırabilir.

Günaha girmeden eve girebilmek, sadece siz gençlerin değil, kadın erkek hepimizin ortak derdi. Sosyal hayatın içindeyiz. Yara almadan eve dönmek imkânsız bir durumdur. Yangın söndürmeye çalışan bir itfaiye eri gibi yara almamız mümkündür.

O zaman tedbirli olmak zorundayız. Bunları birkaç madde olarak sıralayabiliriz:

Birincisi: Dışarı çıktığımızda mayınlı bir tarlada nasıl hareket edilmesi gerekiyorsa, günümüzün çarşı pazarında gezerken, okula gidip gelirken de aynı dikkat gerekir.

İkincisi: Dışarıya çıkarken tedbirli olmalısınız. Belirli duaları okuyup, mümkünse abdest alarak ve tam bir metafizik gerilimle sokağa adım atmak.

Üçüncüsü: Gereksiz, boş, gayesiz ve tek başına çarşı pazarda dolaşmamak. Şeytanın en kolay yakaladığı kişi boş ve tek başına, donanımsız gezen gençtir. Kimse yalnız değil, yanında şeytan vardır.

Dördüncüsü: Okula gidip gelirken okuyup, dinleyebileceğiniz materyalleri yanınızdan eksik etmemek. Günahlara karşı birer perde olacak bu eserlerle içli dışlı olmanız, iç muhasebenize vesile olacaktır.

Beşincisi: Bir günah işlendiğinde hemen pişman olup, tövbe musluğunda arınmalıdır. Günaha uzun süre ömür tanınmamalıdır. Hadis-i Şerif’te “Tövbe eden, günah işlememiş gibidir.” buyrulmaktadır.

Altıncısı: Eve gelince, gündüz alınan yaraları pansuman yapıyor gibi manevi reçetelere başvurup onları kullanmayı katiyen ihmal etmemek.

Yedincisi: Tövbede gecikmemek. İşlenen günahlar sonucunda kalb ve ruh kararır. Hemen o hatadan tövbe edilmezse, başka günah işleme yolları açılır ve günah işleme kolaylaşır. Böylece günahın günahı doğurduğu bir kısır döngüye girilmiş olur. Günah, günahı doğurur. Peygamber Efendimiz’in (sas) 70 defa veya yüz defa tövbe istiğfar etmesi bize en güzel örnektir ve tövbe istiğfara ne kadar muhtaç olduğumuzu öğretmektedir. Sizin de tövbe istiğfarsız gün ve geceniz geçmesin inşaallah.

Sekizincisi: Günah virüslerinin en güçlü anti virüsü, kabrimizin ve kalbimizin ışığı olan teheccüd namazıdır. İmkân ölçüsünde bu namazı ihmal etmemelisiniz. Bunun yanında akşam eve döndüğünüzde günlük hata ve günahlara sünger çekme, Allah’a yönelme manasında evvabin namazı da aksatılmamalıdır. Evet, dört taraftan ateş çemberi içindeyiz fakat diğer taraftan bu dezavantajları bertaraf edip, avantaja döndürebilecek imkânlara sahibiz.

Değerli kardeşim! İrade burada devreye girecek. İradesinin hakkını verebilen geçici zevklere gönül kaptırmayacaktır. Ebu Bekr-i Şiblî Hazretleri’nin tavsiyesiyle sözlerime son veriyorum: “Ateşe dayanabileceğin kadar günah işle.” Vesselam.

BİZE YAZIN:
e-mail: umitburcu@eurozaman.de
Adres: Sprendlinger Land Str. 107, 63069 Offenbach

17.04.2016 17:18