TAKİP ET

Gelin-kaynana probleminin bir boy küçüğü; görümce kıskançlığı

Sevgili Ümit Burcu! inanılmaz derecede bir haksızlığa uğradım. Bu derdimi paylaşmak için size yazıyorum. Ben, iki yıl evlilikten sonra boşanmış bir hanımım. Boşanma sebebimiz ise görümcem yani kocamın ablası. Eşimin annesi öldüğü için ablası ona anne gibi bakıp, büyütmüş o da ablasının sözünden çıkmaz. Aslında eşimle severek evlenmiştik. Fakat baştan beri görümcem beni istemedi. Nişanlılık döneminde de bazı problemler yaşadım. Beni istemediğini açıkça söylemişti. Ben de zamanla alışır ve bu durum problem olmaz diye düşündüm. Tahmin ettiğim gibi olmadı. Görümcem kocamla aramıza girdi. Bizi birbirimizden ayırmak için elinden gelen her şeyi yaptı. En son bana iftira attı. Kocamla aramız açıldı. Kocam beni dövmeye başladı. Ben ailemin yanına döndüm artık yapılanlara dayanamaz hale gelmiştim. Benim evden ayrılmamı fırsat bilen görümcem esas planını uygulamaya koymuş. Beraber çalıştığı kız arkadaşını kocamla tanıştırmış. Bundan sonra kocam beni istemedi, sonunda ayrıldık. Görümcem istediğini elde etti. Bir yuva yıkıldı. Fakat olan bana oldu. Ortada kalakaldım. Benim suçum ne? Yuva yıkmanın sorumluluğu günahı yok mu? GÖRÜMCE KISKANÇLIĞI

Sevgili kızım! Yıkılan yuvaların pek çoğuna üçüncü şahıslar sebep olmaktalar. Görümce, küçük kaynanadır. Sen de ise gerçek kaynana rolündeymiş. Kardeşine annelik yaptığı için kaynana gibi olmuş. Yıkılan bu evlilikten alınacak ders nedir? Üç yanlış bir doğruyu götürmüş.

Birinci yanlış: Tecrübesizliğinin kurbanı olmuşsun. “Tahmin ettiğim gibi olmadı” diyorsun. Tahminle evlilik olmaz. Kaynana makamında oturan bir kadın istemiyorsa bu iş olmaz demektir. Bunu yanlış tahmin etmişsin.

İkinci yanlış: Görümcenin haram işlemesi. Allah’tan korkmaması. Yuva yıkmanın İslam’da yeri olmadığı gibi, insanlıkta da yeri yoktur.

Üçüncü yanlış: Eşin seni seviyor fakat sahip çıkmıyor. Eşiniz buna fırsat vermeyecekti. Fakat seni değil, ablasını dinlemiş ve olan sana olmuş.Yuvanız yıkılmış.

Sevgili kızım, Başımıza gelen belalar mutlaka suçlarımızdan dolayı değildir. İmtihan eseri olarak bazı şeyleri yaşarız.

“Meşhur bir konuşmacı, seminerine 50 dolarlık bir banknotu göstererek başladı. Dinleyicilere, bu parayı kim ister? Diye sordu ve eller kalkmaya başladı. Konuşmacı “bu parayı sizlerden birine vereceğim, fakat öncelikle bazı şeyler yapacağım.” dedi. Parayı önce buruşturdu ve dinleyicilere “hala bu parayı isteyen var mı?» diye sordu, eller yine havadaydı. Bu sefer, konuşmacı “peki bu paraya şunları yaparsam?” dedi ve 50 doları yere attı onun üstüne bastı, ezdi, kirletti. Para şimdi pis ve buruşuktu, fakat eller yine havadaydı ve o parayı herkes istiyordu.”

Konuşmacı şöyle dedi: “Arkadaşlarım! Burada çok önemli bir şey öğrendiniz, ben paraya ne yaptıysam hiç önemli değil onu yine de istiyorsunuz, çünkü benim ona yaptığım şeyler onun değerini düşürmedi, o hala 50 dolar.”

Hayatımızda çoğu kez verdiğimiz kararlar veya hayat şartları nedeniyle hırpalanır, canımız acıtılır, yerden yere vuruluruz, kendimizi kötü hissederiz, fakat ne olduğu veya ne olacağı önemli değil, hiç bir zaman değerimizi kaybetmeyiz, temiz ya da pis, hırpalanmış ya da kırılmış, bunların hiçbiri önemli değildir. Seni sevenler senin ne kadar değerli olduğunu her zaman bileceklerdir.

Sabır ve teslimiyetle “Mevlam neylerse güzel eyler.” deyip dünyada değilse de ahirette ilahi adaletin tecelli etmesini beklemeni tavsiye ederim. “Kötü olduğum için bunlar başıma geldi” deyip, ümitsiz olma. Allah’ın takdiri ve tecrübesizliğim deyip yeni kısmet için sözlü ve fiili dua etmeni tavsiye ederim.

Allah, tüm sevilmeyen gelinlere sevgi dolu, “görümce, ölürüm seni görmeyince” denilecek görümceler versin. Âmin.

BİZE YAZIN:
e-mail: umitburcu@eurozaman.de
Adres: Sprendlinger Land Str. 107, 63069 Offenbach

24.05.2016 17:24