TAKİP ET

Geçimsizlik yaşadığımız ortamdan çekip gitmek çare değildir

Sevgili Ümit Burcu, üniversite okumak için başka bir şehire geldim. Lise hayatımın son bir yılında üniversiteli ardaşlarla beraber kalmıştım ve memnundum. Ancak bu yeni arkadaşlarla hiç de iyi bir iletişimim yok. Aradığımı bulamadım. Hayal kırıklığı yaşamaktayım. Daha önce kaldığım evde herkesin görevi vardı. Nöbetçilik listesi olurdu. Beraber yemek, ibadet ve çay saatlerini özlüyorum. Bu ev sıradan bir  bekar evi bile değil. Herkes bireysel yaşıyor. Temizlik ve diğer görevlere dikkat edilmiyor. Bir kaç defa söyledim. Bu sefer beni geçimsiz birisi olarak görmeye ve dışlamaya başladılar. Kardeşlik ruhunu bulamadığım burada nasıl davranmalıyım? Çekip gitmek çare mi? GEÇİMSİZLİK

Geçimsizlikten şikayet eden değerli kardeşim!

Çekip gitmek çare değil. Haksızlıklara ve ters giden bazı şeylere karşı senin orada durup, mücadele etmen gerekir. Orada bulunan sizin sorumluluğunuzu üstlenen kişiyle nezaketle görüşüp bu düşüncelerini onunla paylaşman gerekir. Daha sonra iyi anlaşabildiğin ve evdeki durumdan hoşnut olmayan arkadaşlarla bire bir görüşerek, istişare ile bazı şeyleri değiştirebilirsiniz. Beraber yemek ve namaz kılmakla işe başlamak en uygun olanıdır. Daha sonra temizlik, tertip düzen gelecektir.

Değerli  kardeşim,

Değişik  şekillerde ve değişik kişilerle imtihan olmaktayız. Bu mücadele de senin imtihanındır.

“Evet, Allah (cc) bizi pek çok şeyle imtihan etmektedir. Bazen hastalıklarla, bazen musibetlerle, bazen ibadat-ü taatle, bazen de günahlarla yani günahlara karşı bize verdiği zaaflarla imtihan ediyor. İnsan bu imtihanların hangisinde muvaffak olursa, o sahada imtihanı kazanmış demektir.

İşte bu imtihanlardan biri de bazımızın bazımızla imtihan edilmesidir. Allah (cc) insan nevinde değişik neviler yaratmıştır. İnsanlardan her bir fert başlı başına bir nev gibidir. Herkesin mizaç ve huyu farklıdır. Kimse kimseye benzemez. Allah insanları bu şekilde farklı farklı yaratmakla, esma-i ilâhiye ve sıfat-ı sübhaniyesinin tecellilerini gösteriyor. Ve aynı zamanda bununla bizi imtihan ediyor ve imtihanda başarılı olanlara mükâfat vaat ediyor. Yani senin huyun onun huyuna uymadığı gibi, onun huyu da sana uymayacak. Sen ayrı bir meşrebin çocuğu, o ayrı bir mizacın çocuğu, öbürü de yine ayrı bir mezağın çocuğu olacak. Ancak aranızdaki bütün bu farklılıklara rağmen, birlik ve beraberlik tesis edebilmenin, beraber yaşayabilmenin yollarını arayacaksınız.

Kaldı ki bazı huyları kötü olan bir insan, “mutlak kötü insan” demek de değildir. Hususiyle Allah’a, Peygamber’e, haşr ü neşre iman eden, namaz kılan, oruç tutan bir kimseye kötü adam damgasını vurursanız kendiniz kötü bir sürece girmişsiniz demektir. Burada yapılması gereken, ona hemen kötü damgası yapıştırıp irtibatı kesmek değil, bir yolunu bulup aradaki kırgınlığı gidermek, dostluk ve kardeşliği yeniden tesis edip kucaklaşmayı sağlamaktır. Kırgınlığın geçici, kardeşliğin kalıcı olması gerekir çünkü.

Ancak kolektif şuurla altından kalkılabilecek işlerde herbir ferdin bir uyum kahramanı olması gerektiğine inanıyorum.

Evet her bir ferd, kobralarla anlaşabilecek kadar engin sîneli ve onları idareye kararlı olmalıdır. Zaten en iyi arkadaş, en kötü insanlarla iyi geçinendir. Sadece iyi insanlarla iyi geçinmek, iyi insanların şiarı değildir. Bence iyi insan, en kötü insanlarla dahi iyi geçinebilen, atmosferin şihabları bağrında erittiği gibi, huysuzlukları, geçimsizlikleri.. sadrında, sinesinde eritebilen ve şeytanla dahi -o kadar küfür ve dalâletine rağmen- bir diyaloğu olabilen insandır.

Fakat bütün gayretlere rağmen, uyum adına ortaya konan performans yeterli olmuyorsa, hâdisenin anında problemi çözeceğine inanılan birisine intikal ettirilmesi gereklidir. Ama bu mevzuda hiç mi hiç dedikoduya ve gıybete girilmemelidir.” (Pırlanta’dan seçmeler)

Arkadaşlarınızla olan bu önemli imtihandan en yüksek not alarak başarıyla çıkmanızı dilerim.

BİZE YAZIN:
e-mail: umitburcu@eurozaman.de
Adres: Sprendlinger Land Str. 107, 63069 Offenbach

03.11.2016 14:23