TAKİP ET

“Ben genç bir ihtiyarım, hızlı yaşadım ve yoruldum„ diyen Yorgun Atlet

Sevgili Ümit Burcu, Ah bir okul bitse, ah bir bitse derken hayallerim gerçekleşti. Okul bitti. İşe başladım. Mühendis olarak çalışıyorum. Okul hayatından daha da yoğun bir tempoyla koşuşturuyorum. Neden böyleyim, neden durmadan koşuyorum? Verilecek doğru dürüst bir cevabım yok. Kendi kendime “hayatı dolu dolu yaşamak için koşmak lazım” deyip koşuyorum. Bir yıl oldu işe başlayalı. Yoruldum artık. Koşmaktan değil, yürümekten yoruldum. Hayattan yoruldum. Artık hayatı taşıyamaz duruma geldim. Eskiden çok duygusaldım. Şimdilerde varsa yoksa hayata tutunma, hayata sarılma çabaları onlar da sonu boş çıkan şeyler. Beni tatmin etmiyor. Hayata küsmek üzereyim. Maddi yönden kazanırken manevi yönden kaybediyor oluşum beni mutsuz ediyor olabilir mi? Anlayacağınız kafam epey karışık. Beni kendime getirecek, hayatıma çeki düzen verdirecek tavsiyeler bekliyorum. YORGUN ATLET

Sevgili yavrum, bazı ağaçlar erken kurur. Sen de erken kuruyan ağaçlar gibisin. Genç yaşta yorulmuşsun. Bir ömür boyu koşan fakat “Finiş” çizgisine varamayan yorgun atlete benziyorsun.

Bir şarkı sözü senin durumunu çok iyi anlatıyor:

“Erken gördüm hayatı, yaşamaktan soğudum.

Ben genç bir ihtiyarım, hızlı yaşadım ve yoruldum.

Ne ağlar ne gülerim sanki taştan biriyim

Allah’ ın kullarından sanki ayrı gibiyim..“

Değerli Atlet,

Koşmak kadar, ne için koştuğun da önemli. Sadece koşmak seni yorar ve nitekim yorulmuşsun. Plansız ve  hedefsiz koşarsan tek kürekle hareket eden kayık gibi kendi yörüngende dönersin.

Mühendis olduğun için fuarlara gidince görmüşsündür. Bazı makineler var. Kocaman devasa makine. Gürül gürül çalışıyor. Sabahtan akşama kadar çalışıyor. Ses, görüntü, gürültü, masraf var. Fakat üretim yok. Sonuç yok. Hedefsiz koşanlar da bu makineye benzer. İnsan denen değerli varlık üstün donanımla, çok önemli görevleri yerine getirmek için dünyada bulunmaktadır.

Değerli kardeşim,

Senin başka şeye değil, plan program yapıp onu uygulamaya ihtiyacın var.

İş yerinde akşama kadar plan çiziyorsun. Bir iyilik de kendine yap. Bir günlük plan da kendin için çiz. Hatta iki adet plan çiz. Birisini çalıştığın büroya, diğerini de evine as. Sabah akşam o programa bakarak planlı bir hayat yaşamaya alış.

Sendeki ‘hayattan zevk alamamak’ hastalığı bulaşıcı bir hastalık. Modern hayatın koşuşturmacasında kendini unutan günümüz insanını saran bir bulaşıcı hastalık.

Her şeyi kolay elde eden, zengin insanlar en büyük risk grubuna giriyorlar. Örnek olarak sen, okulu bitirmek için çırpınıp duruyordun. Şimdi okul bitti, işe  girdin. Hedefine vardın. Heyecanın bitti.

Belki benden “doktora git” tavsiyesi bekliyorsundur. İnan ki sanılanın aksine pskoloğa gitmek, antidepresan kullanmak her şeyi düzeltmiyor. Sana tanıdık gelen bir söz ama bir de  benden duy: “Her şey sende bitiyor.”

Hayattan zevk almak için hızını, temponu düşürmelisin. Yemek yerken bile hızlı yediğimiz yemeğin tadını alamıyoruz. Aynı şekilde hızlı yaşanmış bir hayatın tadına varamazsın.

“Hayatın hızı artınca kalitesi düşüyor” diyen kişi doğru söylemiş. Hızlı yaşıyorsun.

Mektubundan anladığıma göre yaşadığın yüksek tempolu hayat, sana düşünme ve kendini sorgulama imkânı vermiyor. Günlük hızlı tempolu koşmalar arasında kendini dinlemeye vakit kalmamış.

Sana 3 kelime söyleyeyim:

Dur!

Dinle!

Düşün!

Durmazsan kendini ve vicdanın sesini dinleyemezsin. Dinlemeyince sağlıklı düşünemezsin. Düşünmeyince de düşüncesiz, kalitesiz, içi boş bir hayat yaşarsın. bu hayat, hayat değil, bayattır.

Ben neyim? Nerden geldim? Nereye gideceğim? Bu dünyada işim nedir? Bu soruların cevabını araştır. Bulduğun cevap, seni Yorgun Atlet olmaktan kurtaracak iksirdir.

Son olarak hayatı paylaşacak bir hayat arkadaşının bulunmaması da seni  dağınık yapmış olabilir. Bunu da düşünme zamanı gelmiş geçiyor bile. Bu yolda da kolaylık ve başarılar dilerim.

BİZE YAZIN:
e-mail: umitburcu@eurozaman.de
Adres: Sprendlinger Land Str. 107, 63069 Offenbach

24.10.2016 17:22