TAKİP ET

Bazı eşler, elde kazanırken evde kaybediyorlar!

Sevgili Ümit Burcu! Dertlerimi paylaşmak amacıyla yazıyorum. İnşaallah tavsiyeleriniz beni rahatlatır. 17 yaşımda meslek eğitimi alırken ailemin zoruyla akrabalarımızdan birisiyle nişanlandım. Olmayacağı baştan belliydi. Çok yalvardım, ailem beni dinlemedi. Bir yıllık nişanlılık dönemim kavga ve gözyaşlarıyla sona erdi. Nişan bozmak çok kötü bir şey kabul edilen bir çevrede kimsenin yüzüne bakamadım. Eve kapandım, içime kapandım. Allah’a dua ettim. Dürüst birisini karşıma çıkar diye yalvardım. Sonunda iyi bir insan karşıma çıktı evlendik. Çok mutluyduk. Fakat ben eşime ayak uyduramıyorum. O dört dörtlük bir insan gece gündüz hizmet deyip, koşturan birisi. Ben kendimi ona layık görmüyorum. O üniversite bitirmiş ben ise meslek eğitimi aldım. Şu anda kendimden memnun değilim. Ara sıra namaz kılsam da İslam’ın diğer emirlerini yerine getirmekte zorlanıyorum. Ayrılsam daha mı iyi olur? Bilemiyorum. ÜZGÜN

Sevgili Üzgün kardeşim! 17 yaşındaki nişanlılığın bozulması ve yaşadığın sıkıntılar kaderin bir cilvesidir. Her kış bir bahara, her karanlık bir sabaha gebe olduğu gibi sıkıntıların sonu da elbette sürurdur ve mutluluktur.

Hz. Mevlana’nın “Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil, kilimin tozunu almaktır” sözü, bize sıkıntıların hükmü hakkında çok şeyler anlatıyor. Yani küçük veya büyük sıkıntılar, her türlü zorluk ve dertler farkında olmadan bizleri terbiye etmek, olgunlaştırmak içindir. Sıkıntı zamanlarında bize düşen, musibetlerin icraatları hikmetli olan Allah’tan geldiğini bilmek ve imtihanlarla derecemizi yükseltmek olduğuna inanmaktır. Sabırla ve şükürle geçirmeye çalışmaktır. Sıkıntıyı bize misafir olarak gönderen Rabbimizin ya bizi terbiye ederek bir muradı vardır veyahut hatalarımıza kefarettir, şefkat tokatı ile doğru yola sevk etmesidir. Madem misafirdir. Misafirlik bitince gidecektir.

Evet, yaşadığın olaylara bu açıdan baktığında bütün hikmet perdelerinin bir bir açıldığını görecek ve sana şah damarından yakın Rabbinin seni ne kadar sevdiğini hissedeceksin. Ve o zaman tüm yalnızlıklar anlamsızlaşacaktır. “Halkta yalnızlaşan Hakk’a yakınlaşır.” der Hz Ali (ra). Aile ve çevrende yalnızlaşma, değerlendirebilirsen bir bakıma Hakk’a yakınlaşmadır. O’nu(cc) bulan kimi kaybetmiş ki, O’nu(cc) kaybeden kimi kazanmış ki… Seni başı boş bırakmayan Rabbim, sana güzel ve kaliteli bir evlilik ile kapı açmış. Senin de farkında olduğun gibi eşini sana terbiyeci olarak göndermiş. “Bahtiyardır o adam ki, ebedi hayat arkadaşını kaybetmemek için saliha zevcesini taklit eder, o da salih olur. Hem bahtiyardır o kadın ki, kocasını dindar görür, ebedî dostunu ve arkadaşını kaybetmemek için o da tam dindar olur, saadet-i dünyeviyesi içinde saadet-i uhreviyesini kazanır.” Evliliğin için, bu elmas değerindeki tavsiyeden daha değerli nasihat yoktur. Hem dünya işlerini hem ahiret işlerini yoluna koymak istiyorsan, O’nun (cc) dinine hizmet etmeli, sünneti seniyyeye uygun bir hayat yaşamalı ve dindar eşine sımsıkı sarılıp onu taklit etmeli onun yolundan gitmelisin.

Bu ve benzeri elmasları Hanımlar Rehberi risalesinde bulacaksın güzel kardeşim… Eşine de selam söyle. Dış dairede kazanayım derken dar dairede kaybetmesin. “Tosya’ya pirince giderken evdeki bulgurdan olmasın.” Eşinle konuş, tanıdığı iyi ailelerle seni tanıştırıp, senin yalnızlığını gidersin. Bunu yapabilir. Eğer sen eşinin yanında olmak istiyorsan…

Seçtiğin bu güzel yolda istikamet üzere başarılı bir hayat geçirmeni diliyorum.

BİZE YAZIN:
e-mail: umitburcu@eurozaman.de
Adres: Sprendlinger Land Str. 107, 63069 Offenbach

29.03.2016 17:28