TAKİP ET

Ağlayıp odasına kapanan ergen kişiye yapılması gerekenler…

Sayın Ümit Burcu! İnsanlara tavsiyelerde bulunuyorsunuz. Onlardan cesaret alarak ben de size yazmaya karar verdim. İnşaallah bizim ailenin derdine de bir çare bulursunuz. Özet olarak anlatmam gerekirse üç çocuğumuz var. En büyüğü kızım 15 yaşında. Geçen akşam yemekte hiç konuşmadı. Az bir şeyler yedikten sonra kalkıp odasına gitti. Peşinden gittiğimde ağlıyordu. Neden ağlıyorsun, deyince: “Sizden nefret ediyorum. Bıktım artık sizden! Varsa yoksa ders, ders… İşiniz, gücünüz ders… Benim halimi sormuyorsunuz. Ben nasılım, soran yok. İlgilenen yok. Her şeyi dersten ibaret zannediyorsunuz.” dedi. Tabii ki eşim de ben de beklenmedik bu çıkış karşısında şok olduk. Ne yapabiliriz? Eşim çalışıyor. Çocukları sever, isteklerini yerine getirmeye çalışır. Ben ise yarım gün çalışıyorum. Öğleden sonraları evde oluyorum. Yeterince vakit ayıramıyoruz ama hepten de ihmal etmiş değiliz. Ailece yaptığımız pek çok etkinliklerimiz, faaliyetlerimiz de var. Ne olur bize bu konuda yardımcı olun. Kızımı kaybetmek istemiyorum. HÜZÜN

Sevgili Hüzünlü anne! Uzmanlardan ezberlediğimiz bir tavsiye: “Çocuklarınıza ayırdığınız zamanın uzunluğu kısalığı önemli değil; önemli olan kaliteli zaman ayırmak.” Yani evde olmak yetmiyor, çocuğun yanında olmak gerekiyor. Hani Mevlana Hazretlerine sormuşlar ya: “Namazda nasıl olmak gerekir?” Verdiği cevap çok düşündürücü: “Namazda olmak gerekir.” demiş. Sizlerin de gerçekten evde olmanız gerekiyor. Şeklen değil, hükmen evde olmalısınız. Evde olduğunuzu çocuklarınıza hissettirmelisiniz. Uzun mektubunuzu özetleyerek yazmış olsam da anladığım kadarıyla kültürlü, çocuk terbiyesine önem veren duyarlı bir ailesiniz. Korkulacak bir durum yok. Bir yanlış anlama durumu var ortada. Sizin ısrarla kızınıza derslerini sormanız; aslında onun nasıl olduğunu öğrenmek ve onunla iletişime geçip konuşmak istemeniz içindir. Niyetiniz bu ve güzel bir niyet. Fakat niyetin iyi olması yetmiyor. Metodun da doğru olması gerekiyor. Konuşma konusu olarak başka şeyleri seçiniz. Modadan, yeni filmlerden, çevredeki kültürel etkinliklerden, Hobilerinizden vs.. Sizin vermek istediğiniz mesaj kadar sizin davranışlarınızdan kızınızın aldığı mesaj da önemli. Aslında kızınız çok güzel şekilde ne istediğini söylemiş. Kızınız sizden sevgi ve ilgi istiyor.

Sevgili Anne! Sabahları kahvaltıları beraber hazırlayın. Ailece mümkünse kahvaltıya beraber oturun. Ders dışı gündelik konulardan konuşun ve kızınızın da fikirlerini önemseyerek dinleyin. Konuşmaya ve konuya katılmasını teşvik edin. Bazı akşamları hepinizin bir araya gelerek sohbet ettiği bir çay saatiniz olsun. 20 dakikalık bu sohbet saati onun gevşemesine ve aranızdaki buzların erimesine sebep olacaktır. Fakat bu akşam sohbetinde özellikle ders konusunu gündeme getirmeyin. Her zaman kızınıza yardım etmeye hazır olduğunuzu, onu gerçekten sevdiğinizi hissettirirseniz pek çok problemi çözmüş olursunuz. Nerde bir ergen görsem, çok üzülürüm. Ergen; “Ne çocuktur, ne de yetişkin.” Evde söze karışınca “-Sen sus! Daha çocuksun, aklın ermez.” denilir. Sorumluluk almayınca da “Koskocaman kız oldun, gelinlik kız oldun. Senin arkadaşların evlendi, çoluk çocuğa karıştı sen daha hala…” bu şekilde uzayıp giden, can yakan, onu yaralayan azarlamalarda bulunuyoruz. Ergenleri böyle ikilemde bırakmamak gerekir. Onlara değer veriniz. Muhatap alınız. Onunla istişare ediniz. Fikirlerine değer veriniz. Ergenlik döneminde çok kırılgan bir yapıya sahip olan o kristal kızınızı kırmadan kıvamına getirmeniz dileklerimle.

BİZE YAZIN:
e-mail: umitburcu@eurozaman.de
Adres: Sprendlinger Land Str. 107, 63069 Offenbach

09.05.2016 15:52