TAKİP ET

21 yaşındaki bir üniversite öğrencisinin sorumluluk anlayışı

Sevgili Ümit Burcu! Dindar denebilecek, hacca gidip gelmiş, anne babanın, dedelerin ninelerin torunu, kızıyım. Üniversitede okuyorum. Akrabalarım içinde çocukları ile dini anlamda eğitime önem veren ilgilenen, tesettürü anlatan, namaz kılması için çabalayan pek insan yok, üzülüyorum… Akrabamız gençlerle bir araya gelince onların sayısının çokluğu benim fikirlerimi eziyor. Muhabbetimiz Sohbet-i Canan olmuyor, olamıyor bunu başaramıyorum. Ve halk dilinde “çok bilmiş” denecek türden çok akrabam var. Okuyup öğretmen, memur olmuşlar. Fakat bana karşı eleştirel davranışları ve kırıcı sözleri olabiliyor. Ben tesettüre kendimce çok geç girdim, 17 yaşındaydım. Lakin akrabalara göre de bu küçük (!) yaşta kapanmam onlara abes gelmişti. Hatta onların olduğu ortama gittiğimde bana “hacı” hoşgeldin deyip, gülüşüyorlardı. Şimdi aradan yıllar geçti ve yıllar sonra öğrendim ki benim yeniden açılıp açılmamam konusunda iddiaya girmişler. Bunlardan biri bana itiraf etti ve halen de benim açılmamı bekleyenlerin olduğunu söyledi. Elhamdülillah ben çok küçük yaşlardan beri namaz kılan bir çocuktum. Babaannem rahmetli ile birlikte o 80 küsür yaşında, bense 11-12 yaşlarındayken tesbih namazı ve 100 rekatlık namazlar kıldığımızı biliyorum. Bir insanın lise 1,2 dönemi -heleki Akdeniz bölgesinde yaşayan birileri için- deli dolu geçmesi, çevreden etkilenmemesi olağandışı bir olay değil mi? Bunları gurur için anlatmıyorum. Beni ve halet-i ruhiyemi daha iyi tanımanız için anlatıyorum. Ben böyle insanlarla bir araya gelince Efendimiz’i anlatamıyorum. Hatta nefsim onlara uyuyor onlar gibi gülüp konuşmaya başlıyorum. Hocam onlara karşı tavrım nasıl olmalı? Ve Allah katında sorumluluktan kurtulabilmem için neler yapmalıyım? Tavsiyelerinizi bekliyorum. ÇARESİZ KIZ

Sevgili kızım! Sorumluluk duygusuyla dolup taşan heyecanına hayran olmamak elde değil. Heyacanını anlıyorum. Sorumluluk alanını belirlerken şu ölçüye dikkat etmek zorundasın: Rabbimiz bütün Müslümanları, gücünün yettiği fakat buna rağmen yapmadığı şeylerden hesaba çekecektir. Sen üniversiteli bir kız olarak yapman gerekenlerden sorumlusun. “Allah hiç bir kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz.” (Bakara Suresi-286) ayetine göre gücünün yetmediklerinden sorumlu değilsin. Neye gücün yetiyorsa ondan hesaba çekilirsin. Senin iki görevin var:

Birinci görevin; kendi imanını korumak ve imanını güçlendirmek. Anlattığın o atmosferde ancak güçlü bir iman dayanabilir. Yoksa balmumu gibi erirsin. Senin duygu, düşünceni yaşayan, Sohbet-i Canan’la nefes alıp veren bir çevreyle metafizik gerilimini koruyabilirsin.

İkinci görevin de akrabalarına hak ve hakikatin anlatılması. Onların imanının kurtulmasına hizmet etmek. Kelimelere dikkat edersen “imanlarını kurtarmak” demiyorum. Onların imanlarını kurtaracak olan Allah’tır. Senin görevin sadece anlatmak, bildiğin doğruları davranışlarınla temsil etmektir. Sen onların gözünde “dünkü çocuksun” ve anadoludaki tabirle “ ev danası öküz olmaz.” Sen hala evin küçüğüsün. O zaman o insanları kendi konumlarında, hatta kendilerinden meslek, maddi imkan ve etiket yönünden daha üsttekilerle tanıştırıp onlara anlattırmak. Bir de o şartlanmış, yaşlılarla değil de küçük masum 11-13 yaşlarındaki yeğenlerinle ilgilen. “Dolu bardağın su almayacağını” bilerek tebliğ yapmalısın. Sen kendinden anlatırken diyorsun ki: “11 yaşlarımda ninemle kıldığım namazlar..” Çocuklar da ileri de aynı şeyleri anlatacaklardır. Rabbim seni muhafa eylesin. Meryem anamızı koruduğu gibi zamanın fitnelerinden korusun. Sorumluluk heyecanın hiç sönmesin. Amin.

BİZE YAZIN:
e-mail: umitburcu@eurozaman.de
Adres: Sprendlinger Land Str. 107, 63069 Offenbach

04.04.2016 19:48