TAKİP ET

Şüpheler girdabından kurtulma çaresi

Sayın Ümit Burcu, yaşım altmışa yaklaştı. Okumayı seviyorum. Televizyonu açmamak üzere kapattım. Kendimi okumaya verdim. Devamlı okumaktayım. Okudukça mutsuzluğum artıyor. Şüphelerim beni boğacak hale getiriyor. Önceleri Risale-i Nur’lardan biraz okudum. Daha sonra bazı nedenlerden dolayı bıraktım. Felsefeye merak sardım. En son klasiklerde karar kıldım. Tolstoy’u sevdim. Fakat sorularıma cevap bulamıyorum. Hayat gittikçe anlamsızlaşıyor. Ben de yalnızlaşıyorum. “Bir girdaba doğru sürüklendiğimi” söyleyen öğretmen arkadaşıma hak vermeye başladım. Bu şüpheler girdabından ne ile ve nasıl kurtulacağımı bilemiyorum? ŞÜPHELER GİRDABI

Şüpheler girdabındaki sevgili kardeşim,

Hayranlıkla okuduğun Tolstoy da senin yaşında iken manevi bir kriz geçirmişti. Bu krizden sonra “İtiraflarım“ adlı eserini yazdı.

Tolstoy bu kitabında Felsefe ve pozitif bilimin hayatın anlamını açıklayamadığını ve içine düştüğü krizi anlatır. Düştüğü bunalımdan kurtulmak için gösterdiği çabaları, kurtuluş yolu arayışlarını ve bu arada geçirdiği fikri, ahlaki ve dini krizden nasıl kurtulduğunu anlatır.

Sonunda ölümün yer aldığı bu hayatın anlamının ne olduğunu sorar kendi kendine. Hayatının anlamını arar. Hayat ve hayatın anlamıyla ilgili pek çok soruya cevap arar.

İlk önce bunu “bilimlerde” bulacağını ümit eder. Bilimler bu soruya tatmin edici bir cevap vermezler. Felsefede arar. Büyük bilgelerin görüşlerini inceler. İncelediği filozoflar onu içine düştüğü kötü durumdan kurtaracakları yerde daha da karamsar yaparlar. Hayatın anlamı nedir? İnsana yaşama gücü veren şey nedir, öğrenmek ister?

Dünyalık olarak elde edeceği bir şey kalmadığından, “Bundan sonra ne olacak?” sorusuna cevap bulamadığından bahseder.

“Ben neyim?”, “Hayat nedir?”, “Hayatın anlamı nedir?”, “Dünyanın her şeyi senin olsa ne olur?”gibi soruların cevabını bulamayışının, kendisini bunalıma sürüklediğinden bahsediyor. Aynen senin gibi:

“Arayışımı bütün bilim dallarında sürdürdüm, ama aradığımı bulmak şöyle dursun, benim gibi hayatın anlamını bilimde arayan hiç kimsenin de hiçbir şey bulamadığına ikna oldum” diyor.

Tolstoy’un “İtirafları’nı da okumalısın dostum.

Değerli kardeşim,

Felesefe okumak iyidir fakat yeterli değildir.

Az felsefe dinsiz yapar.

Orta felsefe septik yani şüpheci yapar. Huzursuzluğun artar.

Derin felsefe dine yönlendirir. Felsefede derinleştikçe; nerden geldim? Niçin geldim? Nereye gidiyorum? Bu hayatın amacı nedir? Gibi soruları merak edersin. Fakat bu soruların cevabını  felsede  bulamazsın. Bu sorulara cevap bulamadıkça huzur bulamayacağını bilmelisin.

Şu anda yaşadığın huzursuzluk böyle bir huzursuzluk.

Bence felsefeyle yetinmeyip, Risâle-i Nur’u tekrar tekrar okumalısın.

Nice büyük tarihi şahsiyetlerin çözemedikleri girift soruların ne kadar kolay, açık ve mükemmel şekilde cevaplandığını görebilmek ve elindeki nimetin değerini anlayabilmek, ülfet perdesini kaldırabilmek için okumalısın.

Risale-i Nurlar senin derdine deva olacaktır. Okumaya devam et. İki sebepten dolayı devam etmelisin.

1.Eğer Risale-i Nur’u anlamıyorsan, anlamadığın için anlayıncaya kadar oku.

2.Eğer Risale-i Nur’u anlıyorsan, anladığın için okumaya devam et.

Senin ve çevrendeki insanların ekmek kadar su kadar iman hakikatlarına ihtiyaçları var. Risaleler kafadaki soruları, kalbdeki şüpheleri gideriyor. Huzuru daimi veriyor.

Okumaya devam ederek, okuduklarınızı hayat taşıyıp, şüphelerden kurtulmanızı huzuru yakalamanızı dilerim.

BİZE YAZIN:
e-mail: umitburcu@eurozaman.de
Adres: Sprendlinger Land Str. 107, 63069 Offenbach

10.11.2016 14:19