TAKİP ET

Öğretmenlere hâlâ göç toplumuna göre eğitim verilmiyor

Almanya’da her üç öğrenciden biri göçmen ailelerden gelmesine rağmen öğretmenler dil ve kültür farklılıkları göz önünde bulundurarak eğitim verecek durumda değil. Sebebi ise öğretmenlik okurken bu yönde sistematik bir eğitimden geçmemeleri. Öğretmen olanlar da meslek içi eğitimden mahrum. Bunun bir sonucu olarak öğrencilerine iyi bir Almanca eğitimi sağlayamamaları eğitimde fırsat adaletine gölge düşürüyor.

Almanya’da her üç öğrenciden biri göçmen ailelerden geliyor ve öğretmenler bu öğrencilerin dil ve kültürden kaynaklanan farklılıkları karşısında yeterli donanıma sahip değil. Göçmen ailelerden gelen öğretmenler de sayıları oldukça az olduğu için açığı kapamaları imkânsız.

Bu durum karşısında bütün öğretmenlerin kültürel hassasiyet geliştirmek için eğitim alması gerektiği ortaya çıkıyor. Ancak bu yöndeki çalışmalar belli bir sisteme oturtulmuş değil. Bunun en büyük sebebi ise öğretmen yetiştiren üniversitelerin göçün Almanya tarihinin bir değişmezi olduğunu hala fark edememiş olması.

Bunun bir sonucu olarak ülkede sadece beş eyalette öğretmenlik okuyanlar dil ve kültürel farklılık karşısında nasıl bir pedagojiyi takip edeceklerini öğrenebiliyorlar. Meslek içi eğitimler ve ihtisaslaşma kursları ise oldukça az ve olanlar da meslekte işe yarayacak cinsten değil.

SADECE BEŞ EYALET ÖĞRETMEN ADAYLARINA MECBURİ EĞİTİM SAĞLIYOR

Bu sonuçlara Mercator Dil Teşviki ve İkinci Dil Olarak Almanca Enstitüsü ile Alman Entegrasyon ve Göç Vakıfları Bilirkişiler Konseyi (SVR) araştırma bölümünün birlikte yürüttüğü bir araştırma ile varılmış.

Araştırmaya göre ne üniversitedeki öğretmenlik bölümlerinde ne de staj esnasında İkinci Dil Olarak Almanca veya dil eğitimi Almanya genelinde zorunlu olarak garanti altına alınmış değil.

Araştırmacılar, eyaletlerin okul kanunlarını, öğretmen yetiştiren 70 üniversite ve pedagojik yüksekokulların üniversite eğitimi ve sınav düzenlemelerini, eğitim bilimleri ve Almanca dil eğitimine ait modül el kitaplarını incelemiş.

Elde edilen bilgiler 2013 ila 2015 yıllarına ait ve bu bilgilere göre Almanya’da sadece Baden-Württemberg, Berlin, Aşağı Saksonya, Kuzey Ren-Vestfalya ve Schleswig-Holstein öğretmenlik okuyanları kanunen öğrenim esnasında dil eğitimi ile alakalı en az bir derse katılmaya mecbur tutuyor.

Araştırmaya tabi tutulan üniversitelerin yüzde 63’ünde ilkokul öğretmenliği okuyanlar için dili geliştirmeyi öğretmek için mecburi seminerler var. Ancak bu mecburiyet lise öğretmenliği okuyanlar söz konusu olduğunda yüzde 38’e düşüyor.

BERLİN VE HAMBURG’DA YETİŞEN ÖĞRETMENLER ÖRNEK

Üniversitelerin yüzde 25’in de ise bu eğitim için ne mecburiyet var ne de imkân. Sunulan imkânlar da üniversiteden üniversiteye değişiyor. Araştırmacıların dikkat çektiği üzere aslında 11 eyalette yüksekokullardaki eğitimi standartlaştırmayı öngören yönetmelikler var. Ne var ki bunlar da muğlak kalıyor ve eğitim hayatında gözle görülür bir etki bırakmıyor.
Öğrencilerin dil sorununa en iyi şekilde yaklaşacak şekilde yetiştirilen öğretmenler ise Berlin ve Hamburg’daki üniversitelerde eğitim görüyor. Bu eyaletlerdeki öğretmenler öğrencilerin dil ve kültürel farklıklarını normal bir durum olarak görebiliyorlar ve öğrencilerin dille ilgili sorunlarını ‘öğrenme zorluğu’ olarak yorumlamıyorlar.
ALMANYA GENELİNDE MECBURİ OLMASI İÇİN ZİHNİYET DEĞİŞİKLİĞİ ŞART
Araştırmacılara göre bu durumun Almanya’nın tamamında standart hale gelmesi için öğretmenlik okuyanların dil ve kültürel çeşitlilik hakkında temel eğitim alması mecbur hale getirilmeli ve bu eğitimi almadan öğretmen olanların da meslek içi eğitim alarak bu açığı kapaması sağlanmalı.

Araştırmadan çıkan sonuç, bu eğitimlerin de oldukça az olduğunu ve olanların da en fazla bir günlük eğitimler olduğu için çare olmadığını gösteriyor. Bilirkişiler Konseyi’nden Dr. Cornelia Schu’ya göre bütün bunların olması için zihniyet değişikliğine ihtiyaç olduğunu söylüyor.

Schu, her üç çocuktan birinin göçmen aileden geldiği biz zamanda ders vermenin artık bu işin mütehassıslarının işi olmadığını, aksine bunun öğretmen kadrolarının tamamını ilgilendirdiğini dile getiriyor ve Almanya genelinde bütün öğretmenler için dil teşvikinde ve kültürel çeşitliliğe yaklaşımda temel eğitimin mecburi olmasını istiyor.

KÜLTÜREL HASSASİYET EĞİTİM POLİTİKALARININ MERKEZİ GÖREVİ OLMALI

Mercator Vakfı’ndan WinfriedKneip ise, göç toplumunda eğitim entegrasyonu ve fırsat adaletinin eğitim politikalarının merkezi görevi haline gelmesini istiyor. Yıllardır Almanya’da yaşayan göçmenlerin çocuklarının yanı sıra 2014 ve 2015 yıllarında Almanya’ya kaçan 325 bin mülteci çocuğun da buna ihtiyacı olduğunu anlatan Kneip, “Öğretmenlerin homojen olmayan sınıflarda ders verecek hale gelmesi belirleyici” şeklinde konuşuyor.

EYALETLER 20 YIL ÖNCE SÖZ VERMİŞLERDİ

Mercator Dil Teşviki Enstitüsü Müdürü Michael Becker-Mrotzek, Almanya’nın bunu hala başaramamış olduğunu gösteren araştırmanın yetkilileri uyandırmasını temenni ediyor ve şu hatırlatmada bulunuyor: “Eyaletler, 1996 yılında Eğitim Bakanları Konferansı’nın bir kararı ile kendilerini kültürlerarası eğitim ve meslek içi eğitim imkânlarının genişletilmesi konusunda yükümlü kılmışlardı. Bu sözlerini sadece bir kısmı itibariyle yerine getirdiler.

ESAT SEMİZ BERLİN

06.09.2016 18:18